Yaşamımızın büyük bir kısmını işgal eden konular hakkında yazarın kendi bakış açısı ile farklı zamanlarda yazdığı denemelerden oluşan bu kitabın bir çok noktasına katılmayabilirsiniz. Çünkü yazar kitabı "ya hep ya hiç" çerçevesinde yazmıştır.
Katılmıyor bile olsak hayatta farklı bakış açılarını görmek, okumak kendi bakış açımızı geliştirecektir.
Değinilmesi gereken, üzerine düşünülmesi gereken bir çok paragraf bulabilirsiniz kitabın içerisinde. Şuan bu noktalar üzerinde yorumda bulunamayacağım. Kitabı ikinci kere okuduğumda daha farklı bir incelemede bulunacağım inşallah.
Genellikle kitap ele ilk alındığında arka kapaktaki yazı okunur. Ben de buradan başlamak istiyorum.
Karşılaşacağınız ilk cümle şudur:
"Tıp, nikahlı karım benim, edebiyat ise metresim."
Hekim olan Çehov'un kendi cümlesidir bu.
Mesleği ile yazarlığını birleştiren Çehov'un bu kitabında doktorların, hastaların, hasta yakınlarının ve diğer yardımcı karakterlerin ruh hallerini hissetmiş ve dönemin sağlık koşullarını görmüş oluyorsunuz.
Kitabın içindeki hikayelerden birinde geçen şu cümle belki de kitabın, hikayeleri besleyen ana damarı olduğunu söyleyebiliriz.
" Mutluluk saydığımız şeylerin, sıradan isteklerin peşinde koşarken yaşam bize neler kaybettirmiyor ki!"
Hayatımız boyu cevabını arayacağımız ve belki de hiçbir zaman emin olamayacağımız bir soru bu.
Yaşam bize neler kaybettirdi?
İnsan, sanırım bir başkasının hayatına yönelik bu soruya cevap verebilir. Çünkü bir başkası için bir gözlemcidir o. Fakat sıra kendine geldiğinde bu hayat içinde gözleri o kadar kördür ki neler kaybettiğini bir türlü göremez. Çoğu zaman da kaybedilenler mutluluk maskesi ile görünürler. Fakat maske uzun süreli olmamakla beraber, en ufak bir ışıkta erimeye başlayacaktır. O zaman insan kaybettiklerinden bir çöplük oluştuğunu görür.
Gerçeği arama yolunda insan, belki de kendine dışarıdan bir gözlemci olarak bakabilmelidir. İşte o zaman kendini gerçek benliği ile görebilir.
2 saat içinde okuyabileceğiniz bir kitap. Akıcı. Olaylar insanı sıkmadan işlenmiş.
Üst metinde, bir kimsenin hayatına olumsuzluk etki etmekten kaçan ve bunun için devlette üst görevlerden vazgeçip hayatının son günlerini basit bir görevle geçiren Virata'nın hayat hikayesini okuyorsunuz.
Alt metinde ise insan hangi görevde olursa olsun ister aktif ister pasif, gerek çevresinin onun üzerinde gerekse kendisinin çevre üzerinde etkisi olacağını görüyoruz.
Etkimizin ne olduğunu anlayabilmek bu etkinin iyi mi kötü mü olduğunu fark edebilmek ve gereken eylemde bulunabilmek bilgimizin ve ilmimizin seviyesine bağlı olarak değişkenlik gösterecektir.