Demokratik bir ülkede ve özgür bir toplumda yaşamanın bir parçası da hoşlanmadığımız kişilerin fikirlerini de kabul etmemizdir. Bu ödenmesi gereken bir bedel, aslında tüm sistemin temel taşıdır, ama giderek daha fazla insan bu gerçeği unutmaktadır.
Hepimiz başarı ve mutluluk için sorumluluk almaya bayılırız. Hatta başarının ve mutluluğun sorumluluğunun kimin olacağını belirlemek için kavga ederiz. Ama sorunlarımızın sorumluluğunu almak çok daha önemlidir çünkü bu sorumluluktan gerçekten bir sürü şey öğreniriz ve böylece gerçek anlamda gelişiriz. Sadece başkalarını suçlamak kendinizi incitmekten başka işe yaramaz.
Kendimizi sürekli pozitif olmaya zorlarsak yaşamdaki sorunlarımızı inkâr ederiz. Böylelikle onları çözme ve daha mutlu olma şansımızı da yitiririz. Sorunlar hayatımıza anlam ve önem katar. Sorunları yok saymak (sözde hoş olsa da) anlamsız bir varoluş demektir.