Oğuzhan Çolak

Oğuzhan Çolak
@Ousan
Ben öteliyim
Mutsuz kente mutlu yağmurlar yağıyordu, Aylardan bir deli zemheri, Canım yanarken gözler gördüm sanki yangın yeri. Elveda bedenden bedene yollandığım günlere, Elveda beline sarıldığım güzellere, Elveda memur çocukları gibi zor terk ettiğim kentlere. Gittim ben sonsuzluğa, sorgusuzca gittim, Seni martılara emanet ettim, Islak, yorgun, huysuz martılara… Bektaşi tekkesinde deyiş okudum, Okudukça sana dokundum. Yangın yeri gözlerine yüreğimi açtım. Ben Yalova’dan bir öğretmen, Ellisine yeni bastım. Gözlerim gözlerine akmak ister, Sen ister gizle ister göster. Gözlerimden başka göze gitme, Gidersen de sevme, seversen de delirtme. Beni incitme, Kapatma gözlerini gözlerime. Muharrem İnce
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
masumiyet spoiler!
çocuk neden sakat abi? -doğuştan... doğuştan denmez aslında. hamileyken babasından ağır bi' dayak yemiş. -babası nerde? -sinop’ta. -hapishanedeki? geçen gün uğur ablayı hapishaneye giderken gördüm... -sevgilisi... -onun için mi bu şehirdesiniz? ha? -uzun hikaye, karışık... bu kaltakla aynı mahallede büyüdük. mevlanakapı’da. babası zabıtaydı. alkolik hasta bi' adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. bu anasıyla yoksul, perişan... bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bi' şeyler. bi' de zagor vardı. bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filimciydi yeşilçamda, cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte ama sevimli, yakışıklı oğlandı. bizimkine aşık etmiş kendini. ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte. ne bok varsa? hep askerliği beklerdim. dört sene kaldı, üç sene kaldı... sonunda o da geldi gittik. bizde de herkes bunu bekliyormuş; gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan... nikahlandık, iki taksi bi dükkan verdi peder. dükkanda koltuk moltuk satardım. bi' gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. böyle basma bi' etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bi bluz, saçlar maçlar... pırlanta anlayacağın. şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. kanıma girdi o gün. tabii taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bi' soruşturma... dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede ama asıl zagor’a kesilmiş. zagor’da kaftiden içerde o sıra. bi' gün, süslenmiş püslenmiş; zırt geçti dükkanın önünden, yazıldım peşine. tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs otobüs, geldik sağmalcılar’a; benim içimde bi' sıkıntı. i̇şi anladım tabii: zagor’u ziyarete gidiyor. bi' tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım çaresiz evlendik ötekiyle. o ara zagor içerden çıktı. sonra
Film
Genç Hayat Dergisi 33. sayı sayfa 11
"Dışa bakıp da aldanma. Her insanın içi, dışı gibi tek parça olmayabilir."
Edebiyat
Geçip gitmiş günler gelin Rakı için sarhoş olun Islıkla bir şeyler çalın Geberiyorum kederden İlerdeki güzel günler Beni görmeyecek onlar Bari selam yollasınlar Geberiyorum kederden Başladığım bugünkü gün Yarıda kalabilirsin Geceye varmadan yahut Çok büyük olabilirsin Nazım Hikmet Ran
Şiir
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum... Nazım Hikmet Ran
Şiir