-"Peki ebedi hayatın amacı ne?"
diye sordu Kovrin.
- Her türlü hayatın amacı neyse o, yani haz. Hakiki haz bilgidedir, ebedi hayatsa bilgi için sayısız ve tükenmez kaynaklar sunar ki şöyle denmiştir bu manada: Babamın evinde çok yer var kalacak.*
[İncil 'den (Yuhanna 14:2)]
Sayfa 22 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Evet. Sen Tanrı'nın seçilmiş kulu sıfatını hak eden o pek az sayıdaki insandan birisin. Ebedi gerçeğe hizmet ediyorsun.
Fikirlerin, niyetlerin, şaşırtıcı bilimsel çalışmaların ve bütün hayatın ilahi, semavi mührü taşıyor, çünkü hepsi makul ve muhteşem, yani ebedi olana adanmış.
- "Ebedi gerçek" dedin ... Ama ebedi hayat yoksa, ebedi gerçek nasıl insanların erişebileceği, hatta ihtiyaç duydukları bir şey olabilir?
- " Ebedi hayat var, dedi keşiş.
-İnsanların ölümsüzlüğüne inanıyor musun?
- Elbette. Siz insanları büyük ve parlak bir istikbal bekliyor. Dünyada senin gibilerin sayısı ne kadar çoğalırsa, o gelecek de o kadar çabuk gelecek. Sizler, yani yüce kaynağın bilinçli ve özgür yaşayan hizmetkarları olmasa insanlık bir hiç olurdu; doğal seyrini takip ederek daha uzun süre beklerdi yeryüzündeki tarihinin sonunu. Ama sizler birkaç bin yıl daha erken ulaştıracaksınız onu ebedi gerçeğin krallığına, hizmetinizin asıl kıymeti işte burada.
Tanrı'nın insanlara balışettiği takdis sizde cisimleşiyor."
Sayfa 21 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Kovrin bu kızdan ve babasından başka dünyada onu kendilerinden, aileden biri gibi sevecek kimseleri dünyanın altını üstüne getirse bile bulamayacağını düşünüyordu; bu iki insan olmasa, anne babasını küçük bir çocukken yitiren Kovrin, muhtemelen ölene dek, hakiki şefkat nedir; sadece en yakınlara, kan bağıyla bağlı insanlara gösterilen türde yargılayıcı olmayan, naif sevgi nedir, öğrenemezdi. Sarsıla sarsıla ağlayan bu kızın sinirlerinin, kendi yıpranmış, yarı hasta sinirlerine demir mıknatısa nasıl cevap verirse, tıpkı o şekilde cevap verdiğini hissediyordu. İhtimaldi ki sağlıklı, sağlam yapılı, al yanaklı bir kadını asla sevemezdi, ama solgun, zayıf ve bahtsız Tanya hoşuna gidiyordu."
Sayfa 19 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Kafama takılan soru şu: Ben ölünce bahçeme ne olacak? Ben olmasam şimdi gördüğün haliyle bir ay bile dayanmaz. Başarılı olmanın sırrı bahçenin büyük, işçinin çok olmasında değil; sır, yaptığım işi sevmemde, anlıyor musun, belki canımdan bile çok sevmemde.
Bir bak bana: Her şeyi kendim yapıyorum. Sabahın köründen gece yarılarına kadar çalışıyorum. Tüm aşıları kendim yapıyorum, budamayı kendim, dikimi kendim, her şeyi kendim. Bana yardım ettiklerinde kıskanıyorum ve işi kabalığa vardıracak kadar sinirleniyorum. Bütün sır sevgide, yani gözün gibi bakmada, üzerine titremede, bir saatliğine bile olsa bir yere misafir gittiğinde, yüreğinde sıkıntı hissetmede, acaba bahçeme bir şey olur mu diye altüst olmada. Peki ben ölünce kim bakacak? Kim çalışacak? Bahçıvan mı? İşçiler, öyle mi?
Bak sana ne diyeceğim, sevgili dostum:
Bizim işte asıl düşman ne tavşan, ne mayıs böceği, ne de don, asıl düşman "başkası"dır.
Sayfa 14 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu