Ozan

Ozan bir yorumu yanıtladı.

Ozan

, bir kitabı yarım bıraktı
Carl Gustav Jung
8.7/10 · 222 okunma
Psikoloji mi okuyorsun ünide acaba ?
Reklam
Ozan bir yorumu yanıtladı.
Bunlardan kiminde yalnızca "hareke" değişikliği vardır. Örneğin Maide Suresinin 6. ayetindeki bir sözcük, eldeki Kurân’ın sünniler kesimindeki harekelinişine göre "ercüleküm" okunuyor. Buna göre anlam: "Ayaklarınızı da yıkayın!"dır. İbn Kesir, Ebu Amr, Hamza ve Ebubekir’in okuyuşuna göre "ercüliküm" biçimindedir. O zaman anlam değişiyor, "ayaklarınızı da meshedin!" oluyor. Bu nedenle bir kesim (özellikle sünniler), abdestte "ayaklar"ın "meshedilemiyeceği"ni, "yıkanması" gerektiğini ileri sürerken, kimileri "meshetme"nin yeterli olacağını savunur. (Bu konudaki vecihler ve hükümler için bkz. Abdurrahman Ebu Zer’a, Huccetu'l-Kurân, Beyrut, 1984 s. 219-221.) Sormak gerekir: Muhammed döneminde bu sözcük nasıl okunuyordu? "Ercüliküm" biçiminde mi, "ercüleküm" biçiminde mi? İkisi birden olamaz.
Din
Kuranı Kerim’in hitap ettiği kitle 1400 yıllık ve bütün insanlığı kapsıyor. Neden tek mana üzerine bina etsin bu hitap sürecini ki evrenselliği sağlamak için zaten Arapça tercih edilmiş.
Sözcüğün nasıl okunacağından bahsediyor. Muhammed okurken bir gün bir şekilde bir gün diğer şekilde mi okuyordu demeye çalışıyor. Burada farklı yorumlarda bulunulmasından bahsetmeye çalışmamış. Üstelik bu benzeri durumlar mezhepler arasında "sen yanlış yapıyorsun" denerek anlaşmazlıklara yol açmaktadır bu da hac suresi 6. ayettte söylenenin tersine ortada bir "apaçıklık" olmadığını düşündürüyor.
Ozan bir yorumu yanıtladı.
İslam Şeriatı, tüm dünyayı bir savaş alanı görür. Bu savaş, "İslam inanırları"yla "inanmazlar" arasındadır. Şeriat, güçleninceye dek, "mümaşat" yolunu, yani "birlikte barış içinde bulunma"yı kullanır. Bu da bir çeşit "hile"dir. Ama güçlenince, iki yoldan birinin seçilmesini ister insanlardan: - Ya ölüm, - Ya da İslâm. İnanç ve düşünce özgürlüğünün soluğu kesilmiştir o zaman. İslam, hiçbir "din"i "din" olarak tanımaz. Kur’an’ın Tanrısı: "Tanrı’nın dininden başka bir din mi istiyorlar? (Yani hiç olur mu?)" diye sorar (Ali İmran: 83). Sonra: "kim İslam’dan başka bir din isterse, onunki kabul edilmeyecektir hiçbir zaman" der. Ve yine şöyle açıklamada bulunur: "Tanrı katında din, kuşkusuz, yalnızca İslam’dır." Güçleninceye dek şöyle demiştir, "Senin dinin sana, benim dinim bana." (Kâfirim: 6.) "dinde zorlama yoktur…" (Bakara: 256.) Güçlendikten sonraysa, inanmazlar gösterilerek Müslümanlara şu buyruk verilmiştir: - "… Onları nerede bulursanız orada öldürün!" (Bkz. Bakara 91; Nisâ:89,91; Tevbe:5.) İran’da mollalar, Şah’a karşı, sol kesimle "mümâşat" yapmıştır (barış içinde birlikte yürümüştür, Şah’a karşı birlikte savaşmıştır). Ama ne zaman ki güçlenmişlerdir; daha önce "ittifak" kurduklarına ne yaptıklarını herkes bilir. Mollalar, İslam Şeriatı’ndaki "hile" yöntemini kullanmışlardır.
Din
Bu yorum görüntülenemiyor