Ozan

... okyanusun içine koyduğum şezlongumun üstünde, deniz ayaklarımı yalarken Savaş ve Barış'ın üçüncü cildini bitirdikten sonra anladım. Kitabı kapatırken günün büyük kısmını orada oturarak geçirdiğimi fark ettim. Haftalardır her gün böyle okuyordum. Ve birden şunu düşündüm: Geri geldi! Beynim geri geldi! Beynimin bozulmuş olduğundan, bu deneyin kalıcı hasar görmüş bir kütleden ibaret olduğumu göstereceğinden korkmuştum. Ama şimdi iyileşmenin mümkün olduğunu görüyordum. O rahatlamayla ağladım.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Reklam
Sizin sohbetleriniz de böyle mi?
Yan masada tahminen yirmili yaşlarının ortasında olan iki adam oturuyordu. David Copperfield okuyormuş gibi yaparken aralarındaki konuşmaya kulak kabarttım. Bir uygulama üstünden tanışmışlardı belli ki, ilk defa yüz yüze görüşüyorlardı. Başta adını koyamadığım bir tuhaflık hissettim dinlediğim sohbette. Sonra aslında sohbet filan etmediklerini fark ettim. Sarışın olan on dakika kadar kendinden bahsediyor, sonra da koyu saçlı olan on dakika kendinden bahsediyordu. Böyle nöbetleşe konuşuyor, birbirlerinin sözünü kesiyorlardı. Yanlarındaki masada iki saat oturdum; birbirlerine tek bir soru bile sorduklarını duymadım. Bir noktada koyu saçlı adam bir ay önce erkek kardeşinin öldüğünü söyledi. Sarışın olan üstünkörü bir başsağlığı bile dilemedi: Yine kendinden bahsetmeye koyuldu. Sırf Facebook sayfalarındaki durum güncellemelerini sırayla birbirlerine okumak için buluşmuş olsalardı bundan hiç farklı olmazdı, diye düşündüm
Sayfa 54·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Bitkin düşüyor zavallı
California Universitesi'nde nöroloji, fizyoloji ve psikiyatri profesörü olarak görev yapan Adam Gazzaley'yle San Francisco'daki bir kafede yaptığımız görüşmede anladım bunu. Beynimizi önünde bir güvenlik elemanının durduğu bir gece kulübü gibi düşünmek gerektiğini söyledi Adam. Güvenlik elemanının görevi bize herhangi bir anda isabet eden uyaranları süzgeçten geçirip çoğunu -trafiğin gürültüsünü, sokağın karşısında tartışan çifti, yanımızda duran kişinin cebinde çalan telefonu- dışarıda bırakmak ve tek bir şey hakkında doğru dürüst düşünebilmemizi sağlamak. Güvenlik elemanının vazgeçilmez bir görevi var: Gereksiz enformasyonu dışarıda bırakma becerisi hedeflerimizle ilgilenmemiz bakımından hayati önem taşıyor. Kafamızın içindeki güvenlik elemanı güçlü kuvvetli: Tek bir anda beynimize girmeye çalışan iki, dört, hatta belki altı kişiyi püskürtebiliyor. Hayli becerikli. Beynin bu işi gören kısmına prefrontal korteks deniyor. Ne var ki bu güvenlik elemanının günümüzde daha önce görülmemiş bir abluka altında kaldığına inanıyor Adam. Beynimiz görevden göreve daha önce görülmemiş ölçüde geçiş yaptığı gibi, çok daha çılgınca bir püskürtme faaliyetine zorlanıyor. Gürültü gibi basit bir şeyi düşünelim. Gürültülü bir odada otururken dikkat becerinizin ve yaptığınız işin kötüye gittiğine ilişkin geniş çaplı bilimsel kanıtlar bulunuyor. Örneğin sessiz sınıflara kıyasla gürültülü sınıflarda ders gören çocukların dikkat becerisi daha az oluyor. Oysa çoğumuzun etrafı yüksek seviyede gürültüyle çevrili; duvarlarla ayrılmamış ofislerde çalışıyor, kalabalık şehirlerde uyuyor, Adam'la içinde bulunduğumuz mekân gibi sıkış tepiş kahve dükkânlarında dizüstü bilgisayarlarımızı tıkırdatıp duruyoruz. Gürültü kirliliğinin artması tek örnek değil etrafımız dikkatimizi çekmek için uğraşan
Sayfa 50·Kitabı okudu
Psikoloji
Aynı anda birkaç şey yaptığını düşünen insanların -Earl'ün açıkladığına göre- aslında "jonglörlük" yaptığını keşfetmişler. "Bir görevden diğerine gidip geliyorlar. Beyinleri üstünü örtüp pürüzsüz bir bilinç deneyimi sunduğu için geçiş yaptıklarını fark etmiyorlar, ama aslında beyinlerini anbean bir görevden diğerine geçirip yeniden şekillendiriyorlar ve bunun bir bedeli var." Bu şekilde geçiş yapıp durmak, Earl'e göre, odaklanma becerinizi üç yoldan aşındırıyor. İlkine geçiş maliyeti etkisi deniyor. Bu konuda çok sayıda bilimsel kanıt mevcut. Vergi beyannamenizi hazırlarken gelen bir mesaja göz ucuyla, beş saniye baktıktan sonra yaptığınız işe geri döndüğünüzü hayal edin. O an "geçiş yaparken beyninizin yeniden şekillenmesi gerekiyor," diyor Earl. Öncesinde ne yaptığınızı, ne düşündüğünüzü hatırlamanız gerekiyor ve "bu biraz zaman alıyor". Kanıtlara bakılırsa bu gibi durumlarda "performansınız düşüyor. Yavaşlıyorsunuz. Sırf bir işten diğerine geçiş yaptığınız için". Yani çalışırken gelen mesajlara bakıp durduğunuzda, bakmakla geçen kısacık zamanın yanı sıra sonrasında yeniden odaklanmak için gereken zamanı da kaybediyorsunuz ve bu ikincisi çok daha fazla olabiliyor. "Düşünmekle değil de işler arasında geçiş yapmakla geçirdiğiniz zaman beynin işlem zamanının boşa harcanması oluyor." Yani Ekran Süresi uygulaması telefonunuzu günde dört saat kullandığınızı gösteriyorsa, dikkat dağılması yüzünden bundan çok daha fazlasını kaybediyorsunuz aslında.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
Sune benimle görüşmeden kısa bir süre önce, Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in hepsi sanal gerçeklik başlıkları takan bir oda dolusu insanın önünde çektirdiği bir fotoğraf görmüş. Fotoğrafta asıl gerçeklik içinde duran tek kişi Zuckerberg'miş, diğer insanlara bakıp gülümsüyor, göğsünü gere gere etraflarında geziniyormuş. Fotoğrafı görünce, "Vay anasını, işte geleceğin metaforu bu," demiş Sune. Rotamızı değiştirmediğimiz takdirde, bir tarafta dikkat becerisinin karşı karşıya olduğu tehlikelerin "gayet farkında olan" ve sınırları dahilinde yaşamanın yollarını bulan "bir üst sınıfın", diğer tarafta ise toplumun geri kalanının, yani "manipülasyona karşı koyma imkânları daha az olup gitgide daha fazla bilgisayarlarının içinde yaşayacak ve gitgide daha fazla manipülasyona maruz kalacak olanların" bulunacağı bir dünyaya doğru gittiğimizden korkuyor.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Hayata Dair
Reklam