Özge

10/10
·440 syf.··
2025 20. kitabı
Kalemi de kendisi de çok değerli Ayfer Tunç.. beni yine kitabın içine öyle bir çekti ki 2 günde elimden düşürmeden bir solukta okudum. Üç kuşak kadının iç içe geçmiş hikâyesi bu: biri hiç yaşanamamış bir aşka sıkışmış, biri yaşanmış ama hep yarım kalmış bir sevginin gölgesinde kalmış, diğeri ise yaralarıyla konuşan bir anneanne… Her biri, suskunluğun farklı biçimlerini taşıyor. Bu, travmalarla örülmüş bir hayat anlatısı. Gerçekler saklanmış, dile gelmeye cesaret edememiş; bir gün mutlaka ortaya çıkacağı hesaba katılmadan belleğin en kuytu köşelerine itilmiş. Ayfer Tunç, her şeyi bilen anlatıcının soğukkanlılığıyla, insan ruhunu katman katman açıyor; derin psikolojik çözümlemelerle okuru kendi karanlığına bakmaya zorluyor. Cesur kadınlar var bu romanda, ama cesaretleri çoğu zaman sessiz: susarak, katlanarak, devam ederek var oluyorlar. Ve E. ? Peki Eyşan… Anlatının içinde bilinçli bir şekilde geri planda tutulmuş, ama yokluğuyla bile ağırlığını hissettiren bir figür. Bir gölge gibi; görünmeyen ama her şeyi belirleyen. Belleğin gücü gerçekten unutmaktan mı gelir, diye sorduruyor insan kendine. Unutmak bir korunma biçimi midir, yoksa yeni acılara yer açmak mı? Unutulur ki yerine yenisi gelsin belki de — ama hangi bedelle? Ayfer Tunç’un dili sade olduğu kadar yoğun; gösterişsiz ama acımasız. Bazı bölümler var ki, insanı fiziksel bir ağrı gibi kıvrandırıyor. Bu kadar yük nasıl taşınır? Maske üstüne maske, hayat üstüne hayat eklenirken, insan hayatına kattığı her şeyle aslında kendinden biraz daha eksilmiyor mu? Roman, tam da bu sorunun etrafında dolaşıyor: insanın kendine ne kadar yabancılaşabileceğini ve yine de yaşamaya nasıl devam ettiğini anlatıyor.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gerçekten farkındalık cehennemdir
9/10
·184 syf.··
2025 17. kitabı
Bu kitapta herkesin kendinden bir şeyler bulacağına eminim. Bazı sayfalarda, kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız gerçekler yüzümüze buz gibi bir suyun çarpması gibi çarpıyor; önce üşütüyor, sonra alıştırıyor. Bir solukta okudum benim için tam bir “pazar kitabı” oldu. Kalemine sağlık, Tunç Tataker Kitapla ilgili olumsuz tek yorumum ise birkaç yerde tekrara düşmesi ve dilinin biraz fazla sade olması. Daha güçlü bir dil tercih edilebilirdi diye düşünüyorum, naçizane.
Farkındalık CehennemdirTunç Tataker · Tuhaf Yayınları · 2025404 okunma
Bırak yapsınlar
8/10
·400 syf.··
2025 15. kitabı
Kitabı bir solukta okudum diyemem; bazı bölümlerde tempo düştü ve tekrara düşüldüğünü hissettim. Yine de, benim gibi başkalarının ne düşündüğüne ya da ne yaptığına fazlasıyla kafa yoranlar için oldukça faydalı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. “bırak” diyerek keskin bir şekilde sonlandırma yaklaşımı, hem zihinsel bir rahatlama sağlıyor hem de kişisel sınırlar koyma konusunda gerçekten cesaret veriyor. Bu yönüyle “bırak yapsınlar” benim hayat mottom oldu bile. Elbette, bu yaklaşımı uygulamak teoride çok güzel görünse de, bizim toplumumuzda ya da toksik ilişkiler içinde her zaman kolay olmuyor. Okurken sık sık “Gel de bunu bizim toplumda uygula, uygularsan!” dediğim yerler oldu. :) Yine de, zihinsel yüklerinden kurtulmak, kendi hayatına yönelmek ve başkalarının düşüncelerinden bağımsızlaşmak isteyen herkes için ilham verici bir kitap. Eğer başkalarının ne dediğine fazla takılıyor ya da artık kendi yolunda ilerlemek istiyorsan, bu kitap senin için güçlü bir itici güç olabilir.
Bırak Yapsınlar TeorisiMel Robbins · Nepal Kitap Yayınları · 20251,324 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 14. kitabı
“Sarıyaz”, Mahir Eriş’le tanışma kitabım oldu. Daha ilk sayfalarda içimden şu cümle döküldü: ‘Bu kalemi neden bu kadar geç keşfettim?’ Eriş’in kalemi, sizi hiç tanımadığınız ama bir yerlerden tanıdık gelen insanların hayatına usulca sokuyor. Sekiz öyküden oluşan bu kitap, hem birbirine bağlanıyor görünmeden hem de her biri ayrı bir dünyaya kapı aralıyor. Hikâyeler o kadar tanıdık, o kadar içimizden ki… Kimi zaman bir mahalle arasında yankılanan çocuk sesinde, kimi zaman bir aile sofrasındaki suskunlukta ya da bir dost meclisinde yapılan sitemde yakalıyorsunuz kendinizi. Yazar, hayatın telaşsız akışını, kırgınlıklarını, çabasını ve sessiz isyanlarını öyle yalın ama derinlikli bir dille aktarıyor ki, her sayfa kendi yaşamınızdan bir kesit gibi geliyor insana. Ne anlatılanlar ne de anlatılış biçimi abartıya kaçıyor; tam tersine, sadeliğin içindeki sahicilikle büyülüyor. Öyküye gönül vermiş okurlara ve hayattan kısa ama anlamlı bir soluklanma arayanlara Sarıyaz’ı içtenlikle öneririm.
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Çin yasalarına göre ailelerin birden fazla çocuk sahibi olması yasakken, yaşlı ve yalnız bir kadın olan Bayan Ming’in on çocuğu vardır. Bu çelişkiyle başlayan hikâye, okuyucuyu gerçekle hayalin sınırlarında gezdiren, sade ama derinlikli bir anlatıya dönüşüyor. Kitabın anlatıcısı, ismi verilmeyen bir Fransız iş adamı. Kısa süreliğine iş için gittiği Çin’de, kaldığı otelin tuvaletinde görevli Bayan Ming ile tanışıyor. Aralarında gelişen samimi sohbetler sırasında Bayan Ming ona birbiri ardına çocuklarının hikâyelerini anlatmaya başlıyor. Ancak bu hikâyeler öyle sıradan değil; her biri hayata dair güçlü dersler ve düşündürücü mesajlar barındırıyor. Gerçek mi, yalan mı, bilinmez… Ancak Éric-Emmanuel Schmitt’in ustalığı tam da burada ortaya çıkıyor. Bayan Ming’in anlattıkları, sadece bir annenin çocuklarına dair anıları değil; aynı zamanda okuyucunun kendi yaşamına dair sorgulamalar yapmasına neden olan derinlikli düşüncelerle dolu. Ben de kitabın anlatıcısı gibi bu hikâyelerden oldukça etkilendim. Her sayfada altını çizdiğim, durup üzerine düşündüğüm cümleler oldu. Yazar, basit görünen bir anlatımla evrensel konulara değinmeyi başarıyor: özgürlük, bilgelik, anne sevgisi, bireysel seçimler, ve en önemlisi de hayal gücünün gücü. Tek eleştirim, kitabın sonunun biraz aceleye getirilmiş gibi hissettirmesi. Böylesine anlam yüklü bir eserin, daha vurucu bir finalle taçlandırılması güzel olurdu. Ancak bu, kitabın bıraktığı güçlü etkiyi azaltmıyor. Kısacası; Bayan Ming’in On Çocuğu, kısa sürede okunabilecek ama etkisi uzun süren, yalın diliyle derin izler bırakan bir kitap. Özellikle hayatın karmaşasına kısa bir ara verip biraz düşünmek, biraz da ruhunu beslemek isteyen herkese tavsiye ederim.
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma