Freud'a göre Tanrı kavramı, insan zihninin yarattığı bir kuruntudan ibarettir. Bu kuruntunun, insanın çocukluk dönemi ihtiyaçlarından kaynaklandığını öne süren Freud insanlığın hâlâ bu yanılsamaya ibadet ediyor olmasını büyük bir hayıflanmayla karşılar. Ona göre psikanalizin esas görevi, nevrotik semptomların üzerindeki örtüyü kaldırmak olduğu kadar, din ve Tanrı inancının da maskesini düşürmektir. Bu konuda Stafford-Clark şöyle der: içinde büyüyüp yetiştikleri ailelerinden ayrıldıklarındaki çaresizlik... Nitekim, Freud üzülerek şu yorumda bulunmuştur: Ne yazık ki, Tanrı'ya ibadet edilmesi ve O'na ait mutlak değerler sistemine olan inanç, belki de
şimdiye dek tutsak olduğu illüzyonlar olmadan, insanoğlunun bilgelik içinde yeterince ilerleyinceye dek hukuki
düzenlemeleri korumak için gerekli bir kurgu idi."