Ozan Ekinci

Doğru Hikâye Yanlış Coğrafya
8/10
·56 syf.··
2026 8. kitabı
Bu eserin Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin seviyesinde bir etkisi olabilecekken bunu sağlayamamasının tek sebebinin Amerikan yaşam tarzının kültürsüzlüğü ve medeniyetsizliği olduğunu düşünüyorum. Potansiyelini yansıtamamış olduğunu gördüğüm bir kitap olarak kalacak aklımda. Sembolik anlatımı oldukça güçlü, kurgulanan hikâyesi oldukça sağlam, dramatik karakterleri belirleyici tasvirlenmiş, özellikle de Beatrice, zemini taş gibi olan bir eser yaratmış Howthorne. Beatrice'in hikâyeye ağırlığını koymaya başlamasıyla beraber kitap da varlığını oluşturmaya başlıyor. Heyecanlandıracak dramatik bir aşka gidiyoruz hissi oluşuyor. Tam da bu noktada hissiyatımız tatmin edilmeye doğru ilerlerken bir anda olaylar hızlanıyor. Howthorne'un acelesi var gibiydi. Kült bir klasik bile olabilecekken son 5 sayfaya sıkıştırılmış kısa ötesi bir öykü olarak varlığını sonlandırıyor. Howthorne'un üslubu, dili, güçlü alegorisi de hoş bir rûya olarak belleğimizde kalıyor. Bu öykü bir Doğu edebiyatından çıkmış olsaydı hazine olarak saklayabilirdik. Bir Türk edebiyat örneği, Fars edebiyatı, Rus edebiyatı, Arap edebiyatı gibi bu işin zirve türlerini vermiş medeniyetlerden çıkmış olsaydı inanılmaz bir etkisi olabilirdi. Lâkin Amerika'nın içi boş medeniyetinden çıkması kitap özelinde hayalkırıklığı yaratıyor. Yine de olumlu gördüğüm tüm o özellikler nedeniyle saygımı devam ettireceğim.
Edebiyat
Rappaccini'nin KızıNathaniel Hawthorne · Can Yayınları · 2022513 okunma
Reklam
İnsanlığın İdelizmine Bakış
9/10
·56 syf.··
2026 5. kitabı
Erdem, adalet, kader gibi en üst olguların hâkim olduğu bir tragedya... Oidipus'un; sonuçlarını göze almak uğruna gerçekleri ortaya çıkarma arzusu, adaletin işlemesi uğruna kendini hiçe sayması, kadere karşı son âna kadar direnmesi onun erdemlerini daha da yüceltmesini sağlamış. Kreon'a karşı oluşturduğu önyargının sonucuyla yüzleşip davranışı nedeniyle af dilemesi fakat yine de adaletin tecelli etmesini dilenmesi ideal bir insan profili sunuyor. Bugünün dünyasında hâlâ idealine kavuşturulamamış olguların, bir klasik Yunan tragedyası aracılığıyla daha o dönemlerde de irdelenmesi ise aradan geçen binlerce yıla rağmen hâlâ "üst insan" kavramına uzak olan medeniyet için bir ayna görevi üstleniyor. Kreon'un rolünün de önemli olduğunu düşünüyorum. Odipus'un kendisini mesnetsizce itham etmesine rağmen olaylar aydınlığa kavuştuğunda bile peşinen cezalandırmaktan uzak durması "üst adalet" kavramına bağlılığını sembolize ediyor. Bunun yanında, Odipus'un kızlarını gözeteceğine dair tutumu da merhamet, vicdan gibi insanlığın zarif yönlerini temsil etmesi bakımından önemliydi. Sophokles'in duru, net, cesur ve insanlığın kendisini gözler önüne serdiği anlatımı ise kendisinin büyüklüğünü ve ölümsüzlüğünü göstermesi açısından kusursuz. Bugün yozlaşmış veya önemsizleştirilmiş insanlara dair kavramların ideal hâlleriyle görülmesi bakımından harika bir eser...
Edebiyat
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Her Şeyde Bir hayır vardır
8/10
·152 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 00:00
Bu başlık cümlesi çoğu zaman yanlış kullanılır ve "her şerde bir hayır vardır" gibi söylenerek, yaşamın zıtlıkları barındırmasına ve kötünün içinde bile iyi bir yan olacağına atıfta bulunur. Cümlenin aslı malumunuz "her şeyde bir hayır vardır" şeklindedir. Kitapla bağlantısına geleyim. Hem yanlışça kullanılan anlamıyla hem doğru kullanımıyla oluşan anlamı bu kitabın odak fikri. Bir hastalık peyda olur ve süreç, Antonio'nun, babasını tanımasını ve keşfetmesini sağlar. Antonio'nun annesi ve babası ayrıdır, çocukluğundan beri annesi odaklı bor hayat yaşar. Babasıyla dilediği zaman görüşebilse de bu tanımaktan öte zaman geçirmektir. Pandemi dönemlerinden hepimiz hatırlarız buna benzer süreçler. Aile üyelerinin ayrı olmasına gerek olmasa bile aynı evin içinde birbirlerini ne kadar da tanımadıklarına ve fark etmedikleri yönlerine daha fazla dikkat ettiklerine dair birçok paylaşım yapılmıştı. Elbette güldürü amaçlı paylaşımlar da vardı aralarında lâkin tümden inkâr edemeyiz de... Antonio, annesi ve babası ayrıyken ortaya çıkan epilepsisinin tedavisi için 2 gün boyunca babasıyla uyanık kalmak zorunda olduğu bir süreçte onu yeniden tanıma şansı elde etmiş ve bunun aslında hayatındaki bir yoksunluk olduğunu giderek fark etmişti. Bunun yanında babası da bağlarını güçlendirmiş ve kendiyle yüzleşme fırsatı edinmiştir. Anlatımı sade, yormayan, oldukça temiz bir şekilde ilerlemiş kitabın. Tamamen konuşma diline yatkın ve bu nedenle okuması da bir hayli keyifli bir esere dönüşmüş. Özellikle de eserin odak fikri inanılmaz şekilde belirgin ve hissedilebilir bir tarzda. Carofiglio harika bir iş çıkarmış. Kitabın odak fikrinden yola çıkarsak şöyle sorular sorabilir kendimize: Gerçekten de her gün yanımızda olan insanları sandığımız kadar yakından tanıyor muyuz? Fiziksel
Edebiyat
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,046 okunma
Feminizm ve Kadınlık Hassasiyeti
8/10
·100 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 00:00
Düşüncelerimizin gücü duygularımızın hassasiyeti karşısında test edilir bazen. Eseri okumaya başladıktan sonra net bir "feminizm" işlenmiş görüyoruz. Pervin'in bu net ve güçlü düşüncesine bir de tatmak istediği büyük aşk hevesi eşlik ediyor. Duygular ve düşünceler... Tarihin en büyük zıtlıklarıdır belki de. Konu aşkken kesinlikle böyledir. Kitap boyunca daha modernist, daha ilerici ve daha bağımsızlık odaklı bir kadın figürü var karşımızda. Pervin belki de tüm susmuş kadınların düşüncelerini Mehmet Rauf aracılığıyla dile getiriyor. Evet... Bence Mehmet Rauf Pervin'i değil, Pervin Mehmet Rauf'a kendisini anlatıyor. Susan, ezilen, düşüncelerine önem atfedilmeyen; aile, çevre, toplum beklentilerine ve yerleşmiş yeknesak kalıplara sığamayan kadınların seslerini haykırıyor sık sık. Ve yine üzülerek fark ediyoruz ki tüm düşünsel ilerlemelere rağmen coğrafyanın kaderi bugün bile belirleyici olabiliyor... Pervin'in tüm bu düşünce gücü, kendisi gibi düşünebilen birini bulup hayatında kendi kararlarının bağımsızlığını tadabileceği bir aşkı arıyor. Bulduğunu düşündüğü anda da tüm benliğini feda etmeye hazır bir hâle geliyor. Lâkin henüz yaşamadığı bir deneyim var: Aşkın kör hâlinin dayanılmaz acısı Pervin, günlüğünün son cümlelerinde bile düşüncelerinin gerektirdiği gibi davranmıştı fakat aşk bir kavrayış hatasıdır. Teslim olursan kaybedersin...
Edebiyat
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,1bin okunma
Saf Bir Klasik
8/10
·160 syf.··
2025 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2025 00:00
Kuşkusuz her roman değerli ve özeldir lâkin bazıları neden roman okumamız gerektiğini net olarak anlatır. Bu da o eserlerden biri. Roman okuyan herkes bilir ki fiziksel çevrelerinde olanlardan çok daha fazla insanla tanışmışlardır. Burada tanışacağınız her karakter de hayatınızın bir yerinde mutlaka olacaktır. Konu olarak bakarsak dönemin eğlimine uygun olarak bir yasak aşk hikâyesi esasında. Lâkin okumaya başladığımız zaman... Klasik tabirini sonuna kadar hak eden bir eser. Kitabın arka kapak tanıtımında "Anna Kareninavari" bir eser olduğu yazılıydı ve oldukça iddialı bu benzetmenin neden yapıldığını anlamak çok da zor olmuyor okumaya başlayınca. Kitabın tamamındaki çaresizlik ve bireysel düzeydeki fedakârlıklar o kadar detaylı, gerçek ve hissedilebilir ki... Çoğu zaman okurken "ben olsam ne yapardım" sorusunu sıklıkla soruyorsunuz. Fikret'in bedbaht hayatı, aşkını kalbine gömüp hayatın akışına kendini uydurma sürecindeki çatışmaları çok belirgin şekilde verilmiş. Hem sona yaklaşıyor olduğunu bilmesinin çaresizliği hem de buna rağmen hep bir umut araması edebiyatımızın en "pes etmez" karakteri olarak karşımıza çıkıyor. Ve diğer karakterler... Her birine tek tek ve istemsizce empatik yaklaşma durumunda kalıyoruz. Her birinin duygu durumları ve çatışmaları belirgin bir biçimde sunulmuş. Herhangi bir karakterin yerinde kendimizi de hissedebiliyoruz. Baştan sona Fikretçi olunabilecek bir duyguyla okunuyor ve su gibi akan anlatımıyla kendimizi olayların içinde bulmamız bir anda ve ne olduğunu anlamadan gerçekleşiyor. Fikretle henüz tanışmadıysanız tanışın, tanıştıysanız bir gün yeniden biraraya gelmek isteyeceksinizdir...
Edebiyat
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı MetrukesiGüzide Sabri Aygün · İthaki Yayınları · 20214,015 okunma
Reklam