Modern Türk edebiyatında adı çok daha uzun yıllar konuşulacak yazarlardan biriyle karşı karşıyayız.
Bu kitap bana şunu hatırlattı; bazı sırlar gün ışığını hak eder, bazılarıysa insanın içinde, ait olduğu yerde kalmalıdır. Çünkü hiçbir hayat dışarıdan göründüğü kadar sade değil. Hiç kimse, bize gösterdiği kadarından ibaret değil.
Her insanın içinde; bazen usul usul duran, bazen taşan, bazen de kimse duymadan kaynayan bir kazan var.
Kimi acılarını tebessümle saklıyor, kimi yaralarını sessizlikle, kimi de en büyük sırlarını “iyiyim” kelimesinin arkasına gizliyor.
Bu kitap, insanı başkalarının hayatına değil, kendi içindeki karanlık odalara bakmaya çağırıyor.
Ve kitabın kapağını kapattığında geriye tek bir cümle kalıyor:
Hiçbir şey göründüğü gibi değil… belki de en çok insanlar.