Özlem K

Varlığın düzenini anlamadan insanın düzenini kuramayız. Gökte olanı idrak etmeden yerde olanı tanzim edemeyiz. Adalete dayalı bir siyasal düzen ancak evrenin kalan kısmıyla ahenk içerisinde olduğunuz zaman ortaya çıkabilir.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Reklam
Böyle bir evrende " Göğe bakmak " anlam değiştirdi. İnsanlar kadim geleneklerde evrendeki yerini görmek için göğe bakarlardı. Ölçü insanın kendisi değil, engin gök kubbeydi. Her şeyin sırrı gitti. Tılsım bozuldu. Ölçü de başımızın üzerindeki muazzam gök kubbe değil; aklımız, düşüncemiz, duygumuz ve tercihlerimiz oldu. Öncelikle ve hassaten kendimize ve bizim gibi olanlara baktığımızda ölçü hep kendimiz olur. Ama gök kubbeye baktığımızda ölçek bir anda büyür ve yerimizin ne olduğunu kavrarız. Bu yüzden Kur'an alemin sonsuzluğuna bakıp yerimizi anlamamız ve idrak etmemiz için " Göğe bak. " diyor.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Aramakla bulunmaz ama bulanlar ancak arayanlardır. Aramak, bulmanın gerek şartıdır ama yeter şartı değildir. Her arayan bulamaz. Ama bulanlar da aramadan bulamaz. Burada bulmak ve bulunmak, bir şeyi alıp vermekten ziyade var olma eyleminin kendisine ilişkin bir durumdur. Var olmak bulmaktır ve bulunmaktır. Aradığın oranda varsın. Bulduğun ve bulunduğun oranda kendi hakikatinin farkında olan bir varlıksın.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Bize, ışığı getireceğinize inandırmıştınız, oysa sizin niyetiniz bizi de kendi karanlığınıza çekmekti!
Sayfa 15·Kitabı okudu
Haddini bilenin ataklığına “cesaret”, haddini bilmeyenin ataklığına ise “cüret “denir. Câhil cüretli , âlim cesaretli olur. Cahilin cüreti, alimin cesaretinden fazladır. Âlim bilir iddia etmez, cahil bilmez iddia eder. Buna bakarak insanların cahil mi, âlim mi olduğunu hemen anlayabilirsiniz.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Reklam