ozlem polat

Kısık ve titreyen sesiyle, "Çünkü sen Joseph'sin," diyerek diğer elini birleşen ellerimizin üzerine kapattı. "Sen benim Joseph'imsin." "Benim Joseph'im. Benim cesur oğlum. Korkunç sorumluluklar, taşınması gereken lanetli bir çarmıhla her zaman küllerinden yeniden doğdu. Her zaman ayağa kalktı. Her zaman... koruyucu oldu." "Evet." Panikle boş odaya baktım, ne yapacağımı şaşırmıştım. "Büyükbaba, gidip hemşireyi çağıracağım, tamam mı?" Elimi şaşkına çeviren bir güçle tutarken, "Onlara boyun eğme," diye hırıldadı. "Bana söz ver... asla... onlara boyun eğmeyeceksin." "Kime boyun eğmeyeyim, büyükbaba?" Nefes nefese ve hırıltıyla soluyarak yeşil gözleriyle benimkilerin içine baktı, "Babanın kafana soktuğu şeytanlara," diye fısıldadı.
Reklam
"Sadık, nazik, bağışlayıcı, korkusuz, şefkatli, koruyucu." Bana gülümsedi. "Joseph harekete geçti... o bir rol üstlendi... o kaybolanların babasıydı."
"Aptal." Dirseklerimin üzerinde doğrulup ona sırıttım. "Ben kazandım." "Hayır, ben kazandım." "Üstte olan kim?" "Sensin, Molloy." Başını iki yana sallarken keyifle iç çekerek yüzüme baktı. "Her zaman sensin."
Büyük büyükbabam, kendi kızı öldüğünde annemi ve teyzemi büyütme rolünü üstlenen adamdı. Daha sonrasinda ise annemin çocuklarını, babamıza olan öfke fırtınasından koruma rolünü üstlenmek zorunda kalmıştı. Dokunuşundan korkmadığım ilk adamdı. Bana bisiklet sürmeyi öğreten adamdı. Beni ilk kez sinemaya götüren adamdı. O hiçbir yere gitmemesi gereken adamdı çünkü onun yanımızda kalmasına, bizi bırakmamasına ihtiyacımız vardı!
"Her zaman senin ağabeyin olacağım, tamam mı? Ne olursa olsun." Darren'in sesi zihnime sızınca duraksadım ve bu yürüyüşü, kardeşlerimden biriyle yaptığım son seferin anısını hızla gömdüm. Onu gömmüştüm. O artık yok. Omzuma dokunarak, "iyi misin, Joe?" diye sordu kız kardeşim. "Üzgün görünüyorsun." "Sorun yok." Zorla gülümsedim. "Her şey yolunda gidecek." "Öyle mi?" Başımı salladım. "Evet, Shan." Çünkü seni asla terk etmeyeceğim.
Reklam