Bu kitabı uzun süredir almak için amazon sepetimde bekletiyordum. Sonunda sırası geldi ve elime ulaştı. Gerek isminden dolayı gerekse konusundan dolayı beğeneceğime emindim. Yanılmamışım.
Kitap 13 yaşındaki Arminutanın öz ailesine verilmesiyle başlıyor. Öz ailesinin ise beş çocuğu ve zor bir hayatı var. Arminutanın eski yaşamının tam zıttı olan bu hayata adapte olmaya çalışmasını okuyoruz. O kayboluşu, ait olamama hissini, öfkesini,hayal kırıklığını ve yaşadığı her duyguyu fazlasıyla hissediyorsunuz.
Kitaptaki olayların işlenişi ve anlatımı çok rahattı. Dünyanın en kötü şeyini okuyorsunuz ama en basit şeyi gibi. Bence kitabın en ilginç yanı buydu. Yaşananlar daha çok dışardan gözüktüğü gibi anlatılıyordu iç yüzü hakkında bir bilginiz olmuyor.Yoksulluk, ensest, aile karmaşası gibi birçok problemin karakterler üzerinde yarattığı duygular hakında bilgi sahibi olmadığımızdan bahsediyorum aslında. Ki ben daha çok psikolojik tarafı sayesinde kitaplara bağlanırım bu bile okumamı etkilemedi. Oldukça akıcıydı. Arminutanın geri verilme sebebini heyecanla bekledim öğrendiğimde açıkcası hayal kırıklığına uğradım çünkü çok basit gelmişti taa ki son sayfalarda yaşananlardan sonra.
Karakterlere gelirsek; Arminutayı okurken gurur duydum onca yaşadığı zıtlığa ve kötü şeylere rağmen kendine tutunacak bir dal buldu.Derslerini asla ihmal etmedi. Eski hayatı için Patriziaya gitmesi falan içimi ısıttı bir nebze yaşadığı karmaşayı unutsun istedim. Vincenzoyu hem sevdim hem de tam ısınamadım yakın zamanda böyle çalışan bir abi okuduğum için bana onu hatırlattı sevmemin sebebi o bence. Arminutayla yaşadıklarının yanlışlığı hakkında bişey diyemem ama okurken fazlasıyla yanlış gelmedi nedenini bilmiyorum belki de Arminutanın tam olarak ne hissettiğini okumadığımızdandır.