ozlem polat

Kayboluşun, terk edilmişliğin ve bir yere ait olamamanın hikayesi
8/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 14:39
Bu kitabı uzun süredir almak için amazon sepetimde bekletiyordum. Sonunda sırası geldi ve elime ulaştı. Gerek isminden dolayı gerekse konusundan dolayı beğeneceğime emindim. Yanılmamışım. Kitap 13 yaşındaki Arminutanın öz ailesine verilmesiyle başlıyor. Öz ailesinin ise beş çocuğu ve zor bir hayatı var. Arminutanın eski yaşamının tam zıttı olan bu hayata adapte olmaya çalışmasını okuyoruz. O kayboluşu, ait olamama hissini, öfkesini,hayal kırıklığını ve yaşadığı her duyguyu fazlasıyla hissediyorsunuz. Kitaptaki olayların işlenişi ve anlatımı çok rahattı. Dünyanın en kötü şeyini okuyorsunuz ama en basit şeyi gibi. Bence kitabın en ilginç yanı buydu. Yaşananlar daha çok dışardan gözüktüğü gibi anlatılıyordu iç yüzü hakkında bir bilginiz olmuyor.Yoksulluk, ensest, aile karmaşası gibi birçok problemin karakterler üzerinde yarattığı duygular hakında bilgi sahibi olmadığımızdan bahsediyorum aslında. Ki ben daha çok psikolojik tarafı sayesinde kitaplara bağlanırım bu bile okumamı etkilemedi. Oldukça akıcıydı. Arminutanın geri verilme sebebini heyecanla bekledim öğrendiğimde açıkcası hayal kırıklığına uğradım çünkü çok basit gelmişti taa ki son sayfalarda yaşananlardan sonra. Karakterlere gelirsek; Arminutayı okurken gurur duydum onca yaşadığı zıtlığa ve kötü şeylere rağmen kendine tutunacak bir dal buldu.Derslerini asla ihmal etmedi. Eski hayatı için Patriziaya gitmesi falan içimi ısıttı bir nebze yaşadığı karmaşayı unutsun istedim. Vincenzoyu hem sevdim hem de tam ısınamadım yakın zamanda böyle çalışan bir abi okuduğum için bana onu hatırlattı sevmemin sebebi o bence. Arminutayla yaşadıklarının yanlışlığı hakkında bişey diyemem ama okurken fazlasıyla yanlış gelmedi nedenini bilmiyorum belki de Arminutanın tam olarak ne hissettiğini okumadığımızdandır.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,111 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
beni bu kadar yıkabilen mahveden helak eden tek kitap
10/10
·864 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 18:03
(Spoiler içerir) Selamlarr benim için anlamı çok büyük olan bir kitapla karşınızdayım. Yorumunu asla hak ettiği gibi yapamayacağımın farkındayım bu beni üzse de burada bir incelemeyi hak ettiği için şu yazıyı yazıyorum. İlk olarak bu kitabı okuduğumda ilk üç kitabın ne kadar masalsı(?) olduğunu anladım çünkü aklınıza gelen tümm kötü şeyler tümm kötü hisler bu kitapta var. Yaşananların korkunçluğu ve yazarın hepsinin bize hissettirmesi o kadar kötüydü ki. Çokça ağladım şu kitap için ne kadar gözyaşı ne kadar mendil harcadığımı bi ben bi allah bide şevval biliyor çok zordu. Ama işte en çok sevdiğim kısmı da bu, beni aşırı etkileyebilmesi. Aslında kitapta yaşanacak olayların hepsini ilk iki kitaptan dolayı biliyosunuz ama olayların joey tarafından yaşanması… bakın işte bu ciddili tramva hem de hepsi. Shannonın anlatımında kartopu olan bişey joey de çığa dönüşüyordu. Joey seni çok çok seviyorum başka bir karakteri bu kadar sevebilir miyim bilmiyorum seni burda öv öv bitiremem keşke senin harika iş çıkardığını her zaman mükemmel bir oğul mükemmel bir baba mükemmel bir abi olduğunu söyleyebilseydim. Marienin senin üzerinde bu kadar etkin olmasına dayanamıyorum ağlayasım geliyor böyle bir hayat yaşadığın için çok üzgünüm. Tabii yaşattıkların için bir şey diyemem. Bağımlılık mevzusunda bi ara bunaldım aiofe ciddili iyi dayandı. Sadece kendini düşünerek fazlasıyla bencillik yaptın. Kendinde değilken yaşananlar ve çevresine yaşattıklarını okumak oldukça zordu hem aşırı sinir oldum hem de çok üzüldüm. Büyükanne ve Büyükbabasıyla olan ilişkisine de değinmek istiyorum. Ne zaman ismlerini görsem içim cız ediyor çünkü joey onları çok seviyor tıpkı onların da joeyi sevdiği gibi hem de koşulsuz ilk defa. (aiofeyi saymıyorum) kardeşleri de tabiki çok seviyorlar ama
Altı'yı KazanmakChloe Walsh · Martı Yayınları · 2025173 okunma
Linç kültürünü dibine kadar hisseceğiniz o kitap
8/10
·303 syf.··
2026 1. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 14:43
Uzun zaman sonra ilk defa popüler olan bir kitabın, gerçekten hak ettiğini gördüm. Eveett bu kitap sarıyüz. Açıkçası nasıl yorumlayacağım hakkında da bir fikrim yok çünkü kitap otobiyografi gibi June’un başından geçenleri onun hislerini okuyoruz. Genel olarak beğendim onun yaşadığı her şeyi hissettim insanın kendinden bişeyler bulacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kıskanma, imrenme, beğenilme en çok da köşeye sıkışmışlık hissini o kadar güzel geçirdi ki hepsini ben yaşadım. June’u az da olsa sevdim yaptıkları ne kadar yanlış olsa da onu anladım tabii hayatındaki tüm başarısızlığının suçunu Athenaya yüklemesine anlam veremedim o ayrı. Yine de Athenayı da sevemedim ne kadar hikayesi çalınsa da bana bir türlü masum gelemedi. Genel olarak okurken merak ettiğim dikkatimi çeken bir kitap oldu ama edebi değerinin olduğunu düşünmüyorum daha çok değişik bir tarzda yazılmış bir anı kitabı gibiydi. Bu kadar popüler olmasını da saçma bulmadım. Gerek bakış açısı gerek konusundan ötürü kuangın diğer kitaplarını da merakla bekliyor olacağım.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
zaman kaybi (spoiler içerir)
1/10
·244 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2025 00:00
Hem kapağı hem de isminden dolayı büyük bir hevesle almıştım bana çok güzel şeyler hissettirmişti güzel bir aşk hikayesi okuyacağımı düşünmüştüm (bu ara buna inanılmaz ihtiyacım vardı) maalesef düşündüğümün binde biriyle bile karşılaşmadım. İlk olarak Ruth karakterini bir türlü çözemedim gerçekten Erik’i sevdi mi yoksa tamamen sahip çıkılmaya mı ihtiyacı vardı ben tabii ki 2. kısmın doğru olduğunu düşünüyorum ama davranışları o kadar çelişkiliydi ki kafamı karıştırmaya yetti. Hadi dedim bu kız küçük ama Erik için hiçbir koruyacak söz bulamadım. Bunun ismi tamamen pe**fili. Uzun zamandır okurken bu kadar utandığımı ve midemin bulandığını hatırlamıyorum. Çocuğu yaşındaki kıza aşık(?) olduğunu iddia edip bunu güzellemeye çalıştırmış yazar. Çocuğu yaşında dediysem ciddi manada söyledim. Erik’in oğlu Jonas Ruthdan iki yaş büyüktü galiba. Kitaptaki en masum karakterlerden biri oydu sadece babasıyla arasını düzeltmeye çalışan aynı zamanda da Rutha aşık olan bir gençti. Ne yaptı ne ettiyse de Ruth ve babasının arasını açamadı. Aralarındaki şey önceden de dediğim gibi aşk değildi kız için belki baba sevgisi ama adamınki kesinlikle sapıklık. Yazarın kitap boyunca bize neyi aşılamaya çalıştığını da anlamadım. Umarım kitapta verilmek istenen güzel mesajlar vardır da ben anlamamışımdır. Çünkü tek anladığım adamın hasta karısını evde bırakıp küçücük öğrencisine duyduğu azgınlıktı. Erik’in eşi Bel’in de kafası baya karışıktı onun için durum çok daha farklı. Yerine kendimi koymaya çekindim öyleli ama Erik’i gözünde o kadar büyütüyo ki bir ara Ruth’un peşinden koşması gerektiğini kendisiyle yetinmemesi gerektiğini Erike söylüyor. (ben mağaramda mutluyum) Ne kadar anlam veremesem de Bel’e en sonunda sağlığına kavuşmasına sevindim. Açık konuşayım son sayfalarında daha tramvatik bir şey
RuthLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20184,393 okunma
i felt that kitabı
7/10
·368 syf.··
2025 4. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 00:00
Selamlarr ben geldim. Sadece kapağına ve ismine baksam asla okumayacağım ama arka kapağını okuyunca içimde bişeyler hissettiren bir kitapla karşınızdayım. İlk olarak hiç böyle radyoculukla ilgili bir kitap okumamıştım biraz da ön yargılıydım doğrusu ama kitap o kadar güzel anlattı ki değişik bir sektörü tanıdığım için mutlu oldum. Kitabı okurken maalesef araya zaman girdi ve aynı hissi alamayacağımı düşünmüştüm ama kitabın en güzel tarafı duyguları çok güzel anlatmasıydı bence. Normalde 5 veya 6 vereceğim kitaba 7 vermemin sebebi kesinlikle bu ha bide son 20 sayfası heycanla okudum çok güzeldi. Kısa kısa karakterlerden bahsetmek istiyorum Shay’in yaşadıkları o kadar gerçek ki kadın düşmanı bir patron,hayali olan sunuculuk işi ama bunun için fiziksel olarak yeterli hissetmemesi, yapımcı olup sevdiği iş diye her türlü şeye göz yumması, bağlanma korkusu, etrafındaki herkesin mutlu bir yaşamı olup hayatına devam etmesi ama kendisinin bir noktada takılı kalması… Hepsini o kadar hissettim ki o yüzden beklediğimden daha çok sevdim Shayi. Köpek sahiplendiğinde çokk mutlu oldum o yalnızlık hissinden kurtulsun istedim onu da seven birisi var artık demek istedim. Dominic’e gelirsek aslında çok bahsedicek bir özelliği yok bence iyiydi güzel fix romcom erkeği gibiydi sadece o kadar özgüvenli durup aslında kendi içinde kötü hissetmesi diğer karakterlerden ayıran özelliğiydi. Ama genel olarak fazlasıyla gerçekçi olaylardan oluşması beni daha çok bağladı. Kitabın aralarında radyo dökümüne yer vermeleri, radyoculukla ilgili yeni bilgileri öğrenmeyi çok sevdim. Aşırı güzel bir kitap olduğunu düşünmüyorum ama okuması keyifli(?) ve i felt that diyebileceğiniz bölümlerden oluşuyo. Boşluktaysanız bakabilirsinizz bence.
Eski Sevgili MevzularıRachel Lynn Solomon · Yabancı Yayınları · 2022369 okunma