Bu kitaba daha azını veremezdim. İkinciye düşünmedim bile çünkü hissedebileceğim bütün duyguları bu kitapla hissettim. Üzdü güldürdü içimi ısıttı ve sinir krizlerine soktu. Benim için bi aşk romanından çok daha fazlası oldunuz. Joey’im… dedesinin de dediği gibi ‘benim joey’im’. 13 ikilisinde bile en merakla okuduğum kısımlardı Shannon’un abisi olan Joey’nin sahneleri. Tek bir sahnelerine muhtaçken koskocaman bir roman okumak dünyada cennetti yaşattı bana. Joey’nin kendisiyle duygularıyla ya da yaşantısıyla ilgili anlatacağı herhangi bir bilgiye muhtacım. Onunla beraber savaşmak çok özeldi. Her acısını tam kalbimde hissetmek, onunla en derine inmek ve oradan çıkmaya çalışmak. O boğulduğunda nefesim daraldı. Sadece onu korumak istedim. Orada olmak,ona sarılmak her şeyin geçeceğini söylemek isterdim, ona onun Shannon’a verdiği gibi içi boş sözlerden vermek istedim, hiçbir şeyin düzelmeyeceğinden emin olduğum halde her şeyin geçeceğine onu ikna etmek isterdim..hiçbir şey geçmezdi.
Ve onu terk etmemek istedim… Kitabın başlangıcı olan, 13 yaşındaki kardeşini terk eden birileri gibi… Ta en başından bizi kahrederek giriyor olaya yazar. Darren’ın ihanetinin öfkesini hayatı boyunca içinde büyütüp besledi. Onu özlediğini, ona ihtiyaç duyduğunu kabul etmek yerine odağını öfkesine yönlendirdi. Bu öfkenin onu ayık, hayatta tuttuğunu düşündü. Darren’ı affetmiyorum. Affetmeyeceğim. Herkesin haklı olduğu bu terazide Darren çok hafif basıyor. Hayatındaki kötülüklerden arkasına bakmadan kaçamaz. Bu kötülüğün devam etmesine izin veren hepsi, asıl canavar olan baba kadar haksız ve suçludur gözümde. S*ktir olup gitmesi yetmiyormuş gibi, çocukları tramvatize de etti. Kimseye belli etmicem sözünü etmicem diye akılları çıktı. Darren’ın sesini kafalarının içinden atamadılar. Keşke gitmişken