Sonu bir türlü gelmeyen hikayeler silsilesinin, farklı anlatı türlerinde aktarıldığı, Don Quijote’den aşina olduğumuz çerçeve anlatı türünü daha da derinleştiren oldukça ilginç bir roman.
Olay anının aynı zamanda yazıldığını gösteren simültane anlatıyla yazılmış diyebiliriz.
Calvino, henüz romanın ilk cümlesinden (Italo Calvino’nun Bir Kış GEcesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin) okuyucuyu dumur ediyor.
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’nun ilk bölümüne başladığımızda ise, bir öyküyü okuyan bir okuyucuyu okuduğumuzu görüyoruz, ardından romanın içindeki okuyucunun okuduğu hikayenin yarım kaldığına tanık oluyoruz ve okuyucu yarım kalan hikayeyi aramaya koyulurken, yazar Italo Calvino, bizleri Erkek Okur ve Kadın Okur diye tanımlayarak, “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin diye seslendiği bizleri, birdenbire romanın kahramanı haline getiriyor. Hatta anlatı dilini “Seninle aynı anda kitabını açan o kadın okuru düşünüyorsun” , “Sevgili Oku seni pek iyi tanımadığım… üniversite, öğrenci ve öğretim üyeleriyle sana bir karabasan biri mi görünüyor bilmiyorum” tarzı hitaplarla değiştirerek, bu durumu daha da derinleştiriyor.
Hikayenin devamını arayan kahramanların ellerine geçen farklı romanları başlangıçları bize okutarak bazen bu havayı dağıtıyor.
Takip etmesi biraz güç ama okuması oldukça eğlenceli..