O zamanlar, kilisenin büyük alimlerinin hırsı, Hristiyan olan imparatorlara, halkın çobanları olarak, ama sadece koyunlar oldukları için saygı göstermek ve Hristiyan olmayan imparatorlara da kurtlar olarak saygı göstermekle sınırlı olmakla birlikte ve bu alimlerin öğretilerini, vaizlik yaparak, tavsiye ve bilgi olarak değil de, mutlak yöneticiler biçiminde yasalar olarak kabul ettirmeye çalıştıkları ve halkı Hristiyan öğretsine daha yatkın kılmaya hizmet eden sahteciliklerin helal olduklarını düşündükleri halde yeni ahit kitaplarının nüshalarının sadece din adamlarının ellerinde olmasına rağmen, kutsal kitapların tahrip edilmedikleri inancındayım, çünkü bunu yapmak isteselerdi, onları Hristiyan hükümdarlar ve cismani egemenlik üzerindeki kudretlerine şimdikinden daha uygun bir hale sokarlardı.(Kendisi orta çağı bilen ve şu okuduğum 200 küsur sayfada hayran bırakan ve günümüz için bile çok doğru kabul edebileceğini düşündüğüm sözler söyleyen hobbes sözleri. Ben olayların son derece farkında olup, gördüğü açık şeyi böyle inkar eden filozof görmedim. - yasin)
Kurulmuş olan devletin otoritesine kasten inkar eden uyruklarda, intikam, sadece babalara değil henüz dünyada olmayan ve cezasını çektikleri olaylarda suçları olmayan üçüncü ve dördüncü kuşağa da meşru biçimde uzanır. Çünkü bu suçun niteliği uyrukluğun reddedilmesinde yatar ki, bu genel olarak isyan diye bilinen, savaş durumuna bir geri dönüştür ve bu suçu işleyenler, uyruklar olarak değil, düşmanlar olarak karşılık görürler. İsyan, tekrar başlatılmış savaştan başka şey değildir