Özlem K

10/10
·120 syf.··
2026 18. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 08:34
Reşat Nuri Güntekin’in Acımak romanı, insanları yargılamadan önce onların hikâyelerini bilmenin ne kadar önemli olduğunu anlatan etkileyici bir eser. İlk bakışta Zehra’nın katı ve merhametsiz tavırları dikkat çekse de roman ilerledikçe bu tavrın arkasındaki nedenleri görmeye başlıyoruz. Kitabın en güçlü yanı, okura sürekli olarak şu soruyu sordurması: Bir insanı gerçekten tanımadan onun hakkında hüküm verebilir miyiz? Zehra’nın babasına karşı duyduğu öfke ve yıllarca taşıdığı kırgınlık, babasının günlüğünü okumasıyla bambaşka bir anlam kazanıyor. Bu değişim, romanın duygusal etkisini oldukça artırıyor. Reşat Nuri’nin sade ve akıcı dili sayesinde kitap kolay okunuyor; ancak verdiği mesaj oldukça derin. Özellikle aile ilişkileri, önyargılar, fedakârlık ve empati gibi konuları başarılı bir şekilde işliyor. Günümüzde de geçerliliğini koruyan bir düşünceyi hatırlatıyor: İnsanların davranışlarının arkasında bilmediğimiz hikâyeler olabilir. Acımak, kısa olmasına rağmen okurda güçlü izler bırakan, karakterlerin yaşadığı dönüşüm üzerinden empati duygusunu sorgulatan bir roman. Kitabı bitirdiğimde en çok aklımda kalan şey, acımanın bir zayıflık değil, insanı insan yapan en önemli duygulardan biri olduğu düşüncesiydi. Bu yönüyle yıllar geçse de değerini kaybetmeyen klasiklerden biri olduğunu düşünüyorum.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·160 syf.··
2026 21. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:34
Livaneli, Mardin’in çok kültürlü atmosferini öylesine canlı bir şekilde aktarmış ki okurken kendinizi o sokaklarda yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. Özellikle Meleknaz’ın hikâyesi, savaşların ve çıkar çatışmalarının en ağır bedelini çoğu zaman kadınların ödediğini bir kez daha hatırlatıyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, yazarın büyük toplumsal meseleleri tek bir insanın hikâyesi üzerinden anlatabilmesi oldu. Haberlerde sayılar ve başlıklar olarak gördüğümüz göç, savaş ve mültecilik kavramları, bu romanda bir yüz ve bir ses kazanıyor. Bu yüzden Huzursuzluk yalnızca okunup bitirilen bir kitap değil, insanın uzun süre zihninde taşıdığı bir eser. Romanın dili sade ama etkisi derin. Gösterişli cümlelere ihtiyaç duymadan okuru duygusal olarak yakalıyor. Son sayfayı kapattığımda geriye sadece karakterlerin hikâyesi değil, dünyanın farklı köşelerinde yaşanan acılara karşı duyduğum sorumluluk hissi de kaldı. Huzursuzluk, adının hakkını veren bir roman; çünkü okuru rahatsız ediyor, düşündürüyor ve bazı gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyor. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, insanın kalbine dokunan çok özel bir okuma deneyimi oldu.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 16:46
Dokunmadan, ilk bakışta bir ilişki hikayesi gibi görünse de aslında insanın kendisiyle kurduğu bağ, geçmişiyle hesaplaşması ve başkalarının hayatındaki görünmez etkisi üzerine düşündüren bir roman. Nermin Yıldırım, karakterlerinin yaşamlarını birbirine incelikle bağlarken, okuru da tesadüflerin ve seçimlerin hayatlarımızdaki yerini sorgulamaya davet ediyor. Romanı okurken zaman zaman Aylin Balboa’nın dilini hatırladım. Özellikle duyguların doğrudan ama gösterişsiz bir şekilde aktarılması, karakterlerin iç dünyalarına samimi bir yerden yaklaşılması bu benzerliği hissettirdi. Elbette iki yazarın anlatım biçimleri ve dünyaları farklı; ancak bazı bölümlerde aynı sıcaklığı, kırılganlığı ve içtenliği yakaladım. Kitap boyunca karakterlerin geçmişleriyle hesaplaşmalarını, taşıdıkları yükleri ve hayatlarında bıraktıkları izleri görüyoruz. Beni en çok etkileyen nokta ise insanların birbirlerinin hayatlarını bazen farkında bile olmadan değiştirebildiğinin anlatılmasıydı. Bir karşılaşmanın, söylenen ya da söylenmeyen bir cümlenin yıllar sonra bile başka hayatlarda yankı bulabileceğini hatırlatan bir roman. Roman, tesadüfler, karşılaşmalar ve kaçırılmış fırsatlar üzerinden ilerlerken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: Bir insanın hayatına dokunmak için gerçekten yanında olmak gerekir mi? Yazar bu soruya net cevaplar vermek yerine karakterlerinin hika yeleri aracılığıyla düşündürmeyi tercih ediyor. Bu da romanın en güçlü yanlarından biri. Yalnızlık, aidiyet arayışı ve geçmişin bugüne etkisi kitapta güçlü şekilde işlenmiş. Karakterlerin kusurlarıyla var olması onları daha gerçek ve daha yakın kılıyor. Hikaye boyunca birbirinden bağımsız görünen olayların zamanla anlamlı biçimde birleşmesi ise romana ayrı bir derinlik katıyor. Benim için Dokunmadan, yalnızca bir hikaye
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma