Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan;bir karış toprak,bir bakraç şu için birbirlerini öldürenlerden;cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden;doktor bulamayanlardan;hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler,iyi güzel şeyler kalmadı mi?Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk,yüreği kederli?Bu memlekette yüzü gülen,bahtiyar insan yok mu?
Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar."Hep kötü,sakat şeyleri mi göreceksin?"diyorlar."Hep açlardan,çıplaklardan,dertlilerden mi söz edeceksin?
Açık denizleri,etrafında duvar olmayan,uçsuz bucaksız yerleri arıyordum.Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.
"Gözyaşları içindeki bir erkek niye telaşlandırır bizi?Ağlayan bir kadını,günlük hayatımızın sıradışı,ama duygulu ve acıklı bir parçası olarak görebilir,içtenlik ve sevgiyle benimseriz onu.Ağlayan bir erkek ise bir çaresizlik duygusuyla doldurur içimizi."