Ve işte koca bir “Yaşama Felsefesi”nin kapağı kapatılıyor… Bu kitabı okumam için bana hediye eden Burak’a çokça sevgilerimi iletiyorum. Nermi Uygur… Ne kadar ben. Her satırında duraksadım adeta. Kendimi okuyor gibi hissettiğim anlar çok oldu. Herkese ama hiçkimse için bir kitap adeta. Her duraksadığımda pencereye döndüm. Düşüncemde yoğurdum durdum satırları… Bu kitabı okur iken pencereler de eşlik etti düşüncelerime. Sade bir dil ve hayatın içinden bir dil sizi bu kadar etkileyebilir mi bilmem. Ama beni fazlası ile etkiledi.
10 Ocak’ta okumaya başladım… Şuan aylardan Ağustos… 13 Ağustos ve istemsizce bitirdim… İstemsizce. Okudukça bitmesinden korktuğum bir kitabım olmamıştı. Buruk hissediyorum. Durağan, çekilmez hayatıma kapağını her açtığımda hoş bir pencere aralıyordu. Hayatın içinden bir adam, hayatın görülmeyen basite indirgenmiş taraflarını tüm içtenliğiyle tüm sadeliğiyle bana anlatıyordu. Birlikte dağlara çıktık… Yamaç boyunca yürüdük… Durup doğa’nın güzelliğini betimledik. Düzlükte, bayırda ve yokuş aşağı bisiklet sürdük. Bisiklet de yaşam değil mi dedik ve bindik gittik.
En son ne zaman böyle hissettim ben?
Evet Genco Erkal’ın vefatı beni çok sarsmıştı. Şuan o halimden kalır yanım yok adeta. Nermi Uygur… Ah güzel insanlar… Işıklar içinde uyuyun. Şuan bu hüznümü yaşarken Nermi Uygur’un şu sözleri beni teselli etmek istercesine kendini hatırlatıyor…
“Ne diye insan bazı şeylerin yoksuluyum diye üzülmeye yatkındır da bazı şeylerin zenginiyim diye sevinmeye eğilimli değildir?”
Ben seni tanıdığım için ve kitabı okuduğum için zenginim lakin hüzünlüyüm… İyi ki!
13 Ağustos 2024
16.09
Yaşama FelsefesiNermi Uygur · Yapı Kredi Yayınları · 2018154 okunma