Kendilerini sıradan cümleler bulmaya zorlasalar da, ikisi de bedenlerini saran aynı sarhoşluğu hissediyorlardı, ruhları arasında derin ve devamlı bir mırıldanma vardı ve bu kendi seslerini bastırıyordu.
Hem bir erkek daha özgürdür; tutkuların peşinden koşar, engelleri aşarak değişik diyarlara gider, en uzaktaki mutluluklara ulaşabilir. Ama bir kadın daima engellenir; hem güçsüz hem de eğilip bükülen bir yapısı vardır. Doğasından kaynaklanan zayıflıkları hep bir engel olur önünde. İradesi, bir şapkanın kordonla tutturulmuş kanatları gibi her rüzgar estiğinde, titreyip durur. Kendisini hiç durmadan cezbeden arzuları ve onu engelleyen ahlâk kuralları vardır.
Léon;
- Size hiç oldu mu? Kimi zaman okuduğunuz kitapta, sizin de daha önce hissettiğiniz bir fikirle karşılaşırsınız, geçmişten gelen gölgede kalmış birkaç yüz, en ince duygunuz önünüze seriliyor sanırsınız.
Emma;
- Evet, onu hissettim...