Hiçbir küçük şey yok ki sevmeyeyim onu ve resmetmeyeyim altın bir zemine, büyük hem de ve baş üzre tutmayayım; oysa kimin ruhunu kurtaracak o, bilmem de...
Bayılırım kır zambaklarına uzak, çaresiz hep birini bekleyip duran;
ve kızlara, saçlarına çiçek takarak ıssız pınarların orda düşler kuran;
Ve güneşte şakıyan çocuklara, yıldızlara bakıp bakıp da şaşan; bana şarkılar getiren günlere sonra; ve gecelere, çiçeklerle dolup taşan.
Rilke'nin mezartaşına, kendisinin hazırladığı şu mısralar yazılıyor:
"Gül, ey saf çelişki, nice gözkapağının altında/hiç kimsenin uykusu olmamanın/sevinci."