Lou Andreas Salome'ye birkaç yıl sonra şöyle yazıyor Rilke:
O zaman da hissetmiştim, bugün de biliyorum ki, seni kuşatan o sonsuz gerçek, o son derece iyi, büyük ve üretici dönemin en önemli olayıydı.
Beni yüz yerimden aynı anda kavrayan o değiştirici yaşantı, senin varlığının büyük gerçeğinden doğuyordu.
Daha önce, o aranan durumsayışlarım sırasında hiç o kadar duymamıştım hayatı, o kadar inanmamıştım şimdiye, geleceği o kadar tanımamıştım.
Sen bütün kuşkuların tam karşıtıydın; dokunduğun, uzandığın ve gördüğün her şeyin var olduğuna tanıklık edendin.
Bütün bunlar, kendimi şekilsizlik içinde yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğum bir sırada seni tanımak mutluluğuna erdiğim için oldu.
Konferansına gelemeyen ya da mahsus gelmeyen Lou'ya bir mektupta Freud şöyle yazmıştır:
"Dinleyiciler arasında belli bir kimseye seslenmek gibi kötü bir alışkanlık edindim; dün de senin için ayrılan boş koltuğa, büyülenmiş gibi baktım durdum."
Üç kuşak vardır daima:
I. Tanrı'yı bulur.
II. Tanrı'nın üstüne daracık tapınaklar kurar ve onu zincire vurur.
III. Yoksul düşen ise kendi zavallı kulübeciklerini kurmak için taşlar taşır Tanrı'nın evinden.