(yeni öykümden bir ufak kesit)
İntihar eden gencin arkasında bıraktığı mektupta:
"Vakitsiz yaşattığın onca ayrılıktan biliyordum bozuk saatli bir Tanri'ya iman ettiğimi. Beni de zamansız almana şaşmasinlar." yaziyordu.
Zamansız bir Tanrı'nın vakitli kullarıydı bu trajik diyalektiği yaratan.
Senin yüreğinde bir yer var
İnsan eli değmemiş Tanrı'nın yaşadığı
Sınırlarına yaklaşani sevgiyle kuşatan.
İşte o yüreğindi
Çamurdan dahi onurlu bir varlık yaratan.
Bir de parmak uçlarındaki giz var.
Her dokunuşu varlığımı kuşatan.
Her geri çekilmesinde zihnimde o melun şüphenin izini bırakan
Var mısın yok musun?
Ne sorular sustu içimde
Ne de yokluğunu kabul edebildim.
Yüreğimi sıkıştıran sorulara razıyım yine
Sen gel...
Elinin canıma değmesini amentü kılarım
Sorularima bakışlarını kıble yaparım
Yönümü sana dönerim
Ve şehadet ederim yanağından süzülen şiire
Sevgine iman ederim.
İnsanın her aşkı ilk ve tek aşkıdır. Arzu nesnesinin değişmesi, arzunun biricikliğini değiştirmez. Yalnızca yoğunluğu artırır. Ömrümüzde en iyi ihtimalle tek bir muhteşem deneyimimiz olur; yaşamın sırrı da bu deneyimi olabildiğince çok tekrar etmektir.