Paradokslar var. Eğer gece olmasaydı yıldızlı gökyüzünün muhteşem manzarasından mahrum kalacaktık. Dolayısıyla ışık bizi "görmek" ten mahrum bırakırken karanlık "görme"mizi sağlamaktadır.
Ben, insanlar arasında yalnız bir hayat yaşıyorum. İnsanlar içinde yalnız yaşamakla hayvanlar içinde yalnız yaşamak arasmda dağlar kadar fark var. Çünkü vahşi bir hayvanın yanında güvende olabilir, şefkat ve sevgi ile onun yakınlığını kazanabilirsin. Eğer başarısız olur da vahşi hayvan sana saldırırsa, vücudundan başka bir şeyini parçalayamaz. İnsanlar ise şefkati ve sevgiyi senin zayıflığın kabul eder, senin ebedî ruhunun aylak aylak dolaşmasını uygun görürlerken, koydukları kanunlardan korkarak fâni bedenine zarar vermekten kaçınırlar. Ne bir kanun ne de bir mahkeme onlara engel olabilir. Bunun için vücudumu onların dillerine bir malzeme olarak bıraktım, fakat ruhumu sessizliğe mahküm ettim.
Yüzümde çiçek hastalığının izlerini gördüler ve bana “Arkaş” dediler. Sessizliğe bürünmüş ve kör bakışlarından uzak ruhum için ise bir isim bulamadılar. Bunun için beni, duyguları karışık biri' olarak kabul ediyorlar. Fakat ben, sessizliğimin arkasından kalplerindekini görüyor ve fikirlerini okuyabiliyorum. Çünkü ben, onların düşüncelerini konuştukları ile değil, konuşmadıkları ile kavrıyorum.
İşte, bunun için insanlar konuşurken, ben hep sustum.
En kof ceviz bile kırılmak ister. Olgun yemişler tutunamaz ağaca. Öyleyse kabuğum kırılacak diye hayıflanmamalıdır insan. Toprağa düşmemek için çırpınmamalıdır meyve. Düşün! Bir şeyin geldiği yere dönmesi kadar sevindirici ne olabilir? Tohumun ağaca, ağacın tohuma dönüşümünden başka bir şey değildir hayat. Yani ölüm... Fakat insanlar ölüyü kefenledikleri gibi ölümü de kefenlemişlerdir. Ve kefenlenen her şey öldürücüdür. İnsana düşen, tüm libaslarından soyup öylece seyretmektir ölümü. Yani hayatı..Herkesin ağzında gevelediği; “ya öl, ya ol” diye bir söz vardır. Oysa kimse bilmez olmakla ölmenin aynı şey olduğunu. Ölümle savaşmak öldürür hayatı. Çünkü bu hayatla savaşmak demektir. İşte gerçek ölüm budur. Bu hakikati anlamayan kimse, yaşamı ölümle, ölümü de yaşamla kirletir. Böylece bulandırır suyu ve su içilmez hale gelir.