Ben o gün neden bilmem, annemin rahminden yeni çıkmış gibiydim. Çıplak bedenim, kusmak ister gibi bir şeyleri. Kulağımda endişemin çırpınış sesleri bağırıyordu. Kaçmak istiyorum tüm bu yerlerden. Oysa sen dokunurken de, öperken de, öptüğün kişi de sevdiğin kişi de ben değildim. Bedenim bir oyuncak. İstediğin gibi kullan beni. Ruhum mu vardı? İçime sıkışmış. Kelimelerimi anlayacak kadar yaşamamışsın. Absürt bir şeyler biliyorum, oysa bilmemem gereken. Bacak aram, kemiklerim, keşkelerim... Keşke hepsi silinip gitse.
Yalnız sen şimdi tekrar gel. Yalnız sen. Vücudumu parçalarına ayır. İnan, sesim bu sefer yüksek çıkmayacak. Aynı istediğin gibi. Maymun iştahlı bir bebek. Tıpkı ilk doğduğum gibi. Babam beni istemeyecek. Varoluşumu beklemeyecek. Anneminki depresyon. Anneminki bilek türküsü. Şimdi o evde, o koltukta, benimle içtiğin sigara izmaritinin yaktığı delikler. Onun üzerinde kaderimin kirli neşesini yazıyorum. Çıplaklıktan, camdan çıkan hiçbir adama şiir yazmıyorum. Kusmuğa benzetiyorum rüyalarımı bundan. Vücudum değil, varoluşum. Rüyamda sürekli bundan kaçıyorum. Her dine inanıyorum, görsün diye tanrı. Her kucaklaşmayı kabul ediyorum, görsün diye içimdeki boşluk. Dolması gereken şey benliğim mi? Benliğimi oluşturmak için çalıp çırptıklarım mı?
Şimdi inan, ne seni ne başkasını anımsıyorum. Terk et zihnimi. Biraz daha zayıflarsam içimde bir ben kalmayacak diye korkuyorum. Unut bendimi. Biraz daha kendime bakarsam nefret edeceğim diye korkuyorum. Lütfen git.