Pınar Demirtola

… Vergilis’un Aeneid’inin ucuz bir kopyasını bulmayı ümit ederek öylesine bakınmaya başladı. Ancak Dorrigo Evans’ın asıl istediği antik çağın o muhteşem şiiri değildi , o tür kitapların arasında hissettiği ruhtu; hem dışarıya ışık saçan hem de ona yalnız olmadığını söyleyen ve onu içindeki başka bir dünyaya götüren ruh.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Reklam
…Japon ölüm şiirlerinin bir çevirisi , Japon şairlerinin geleneksel olarak ölmeden önce yazdıkları son şiirlerin bir toplamı./ O gün kitabı karıştırırken Dorrigo Evans bir şiirden etkilenmişti .Ölüm döşeğinde, on sekizinci yüzyıl şairi Şisui bir ölüm şiiri yazması taleplerine sonunda bir fırça alıp, şiirini çizip ölerek cevap vermişti.Kağıdın üstünde Şisui’nin şoke olmuş müridleri şairin bir daire çizdiğini görmüşlerdi. / …kapalı bir boşluk, sonsuz bir gizem , mesafesiz uzunluk, büyük tekerlek, ebedi dönüş: daire, yani hattın antitezi. Kayıkçıya verilmek üzere ölülerin ağzına bırakılan gümüş para.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
“İlaç, doktor?” Kumandan birkaç Malayca sözcük öğrenmişti. Karşısında taş çatlasa on yedi, on sekiz yaşlarında çok güzel bir genç kız duruyordu; belki hala bakireydi ve kendisini sadece ateş düşürücü ilaçla bir doktor karşılığında ona sunuyordu … / Doktor kafasını kaldırıp onlara doğru seslendi: “ Bu kadın ölmüş.”
“Ölü olmak nasıl bir his?” Diye sorduİmam Jahro. “Hayli eğlenceli doğrusu. İşte bu yüzden, ölüler arasında yeniden hayata dönmeyi tercih edecek tek bir kişi bile bulamazsın” “ Ama sen döndün,” dedi imam.”Sırf sana bunu söyleyebileyim diye döndüm.”
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Regganis yıllardır kendini odasına hapsetmiş , tek yareni odadaki gaz lambasıyla kendi elleriyle diktiği gelinliği olmuştu. El emeği göz nuru gelinlik bir sabah nihayet bittiğinde, benim diyen terzinin aşık atamayacağı işlemeleriyle dünyanın en güzel gelinliği oldu. Fakat ufak bir sorun vardı; ortada evlenebileceği biri yoktu. Prenses de kendine bir söz verdi; pencereyi açacak, karşısına çıkan ilk erkekle evlenecekti. … Fakat açılan pencerenin çıkardığı gıcırtıyla prensesten tarafa dönüp bakan bir köpek dışında etrafta kimsecikler yoktu . … o köpekle evleneceğine ant içti.Toplum bu evliliği kabul etmeyeceği için köpekle birlikte Güney denizinin ucundaki sisli ormana kaçtı.Prenses buraya , Sisler Ülkesi anlamına gelen Halimunda adını verdi .
Sayfa 120·Kitabı okuyor
Reklam