“..Düsüncenin dogasinda iletilmek vardir: yazilmak, konusulmak, gerceklestirilmek. Düsünce cimen gibidir. Isigi arar, kalabaliklari sever, melezlenmek icin can atar, üzerine basildikca daha iyi büyür...”
“..Bir irmakta iki kez yikanamazsin, yeniden eve dönmek de olanak disidir. Bunu biliyordu; aslinda bu, dünyaya temel bakisiydi. Ama o, bu gecicilik kabulünden dev kuramini gelistirmisti; buna göre en cok degisebilen sey, en derin sonsuzluktu, irmakta olan iliskiniz ve irmagin kendisiyle ve sizle olan iliskisi de salt bir özdeslik yoklugundan hem cok daha karmasik hem de daha güven verici bir seydi. Genel Zaman Kurami eve dönmenin mümkün oldugunu söylüyordu, YETER KI EVIN SU ANA DEK HIC BULUNMADIGINIZ BIR YER OLDUGUNU ANLAYIN...”
“..Onun icin her zaman dönüs de, gidis yolculugu kadar önemli olacakti. Onun icin gitmek yeterli degildi, isin yarisiydi yalnizca; dönmeliydi o. Böyle bir egilimde, anlasilabilir olanin uc noktalarinda atilacagi dev arastirmanin dogasi, belki de simdiden hissediliyordu. Eger dönüsün olanakli olduguna, kendisi dönmese bile yolculugun dogasinin dünyanin cevresini dolasmak gibi bir dönüsü icerdigine derin bir inanci olmasaydi, o yillar sürecek serüvene büyük olasilikla atilmazdi..”
“...Sorumluluk bizim özgürlügümüz. Ondan kacmak özgürlügümüzü yitirmek olur. Sorumlulugun ve özgürlügün, secenegin olmadigi, yalnizca yasaya uymaktan olusan sahte bir secenegin veya yasaya uymamayi izleyen cezanin oldugu bir toplumda yasamak ister miydin..? “