PILPILCa

PILPILCa
“..O sırada “Sen ne iş yaparsın?” diye sordu Esma Han.. “Ben” dedim. “Yazıyorum.” “Gazeteci misin yoksa?” “Yok, yazar sayılırım..” “Kitap da yazdın mı?” “Yazıyorum...” “Buraları da yazar mısın?” “Yazarım.” “Fotoğraf da çek.” “Olur.. Çekerim.” “ Olduğum gibi” kabul edilmenin “olsun” SUZ kollarında kendimi sulh içinde bulunca, yüzümdeki bir buçuk gülümsemeyle, muhabbet açan bu defa ben oldum: “ Ya “ dedim. “ Biliyor musun Esma anne? Anneme biri ‘ Senin oğlan ne iş yapar?’ diye sormuş; annem de ‘Yazar’ deyince, ‘Olsun’ demiş kadın... Ne garip di mi? İnsanlar, beğenmedikleri şey için ikiyüzlüce “Olsun” diyorlar..”
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“..Sokağın ve felsefenin müşterek sorusudur “SEN KİMSİN?” Geçtiğin her yolun toplamı sensin; geçeceğin her yol da sana benzeyecek. Coğrafya dediğin kader değil, karardır.. Bu demde karar senindir..”
“..İskenderiye Kütüphanesi’ni yakıp yıkanların yolundan mı yürüyeceksin yoksa Bergama Kütüphanesi’ni yapanların yolundan mı? Binlerce yıl önce, güneş tutulmasının ne zaman olacağını günü gününe tahmin edebilen Miletli Thales’ in de torunu musun; yoksa, İstanbul’daki Takiyüddin’ in Rasathanesini yerle bir etmişlerin torunuyum diye ortalarda dolaşmak huyun mu..?”
“Coğrafya dediğin, dağ,taş,dere,tepe,orman,deniz değildir sadece: sana kalanlardır, hem de o topraklar üstünde yaşayanlara ve yaşayacaklara o toprakların vaat ettiği her şeydir. Coğrafya fikirdir..ilhamdır..birikimdir..aktarımdır..niyettir..”