«Görüyorsun ya, dedi, şiirlerim hemen bütün dünya dillerine çevrilip basıldı. Yalnız şiirlerim kendi memleketimde basılmadı, yalnız kendi halkımın beni işitmesine izin verilmedi. Bu benim yaramdır. Bir şair için bundan acı birşey olamaz. Ben bu şiirleri her şeyden önce kendi halkım için yazdım. Fakat herkes okuyor, o okuyamıyor. Düşün bir kere.»
Beni gururla ve sevinçle arkadaşlarına tanıttı.
Güney Amerikalı ünlü şair Pablo Neruda elimi sıkarken, «Bu adamın kadrini biliniz. Biz onun yanında şair bile sayılmayız» dedi.
O günlerin ünlü lirik şairi Ahmet Haşim, Nâzım için şu tekerlemeyi yayıyordu :
— Nâzım öyle bir tehlikedir ki, kendisinden
kurtulmak için onu asmak gerek. Fakat o kadar kuvvetli şairdir ki, sonra da önüne diz çöküp ağlamak gerek.
Mustafa Kemal'in istanbul'da bulunduğu bir sırada, bir akşam Dolmabahçe Sarayındaki
sofrada Nâzım'ın adı geçer. Hazır bulunanlar Nâzım'dan hayranlıkla söz ederler. Kendisine Nâzım'ın çağımızın en büyük Türk şairi olduğu söylenir. Merak eder. Bir şiirini dinlemek isteğini gösterir. Nâzım'ın şiir plâkları getirilip çalınır. Mustafa Kemal dikkat ve hayretle dinler. Sonra, «Bu şair sizlere benzemiyor» der. Ve Nâzım'ı getirtip şiirlerini onun kendi ağzından dinlemek arzusuna kapılır. «Bu şairi bulup getirsinler» emrini verir. Fakat vakit geceyarısını geçmiştir. Telefonla Kadıköy Polis Merkezine Nâzım'ı bulup getirmeleri emri verilir. Gece geç vakit bir polis, Nâzım'ın evinin kapısını çalar. Nâzım uykudan kalkıp kapıyı açar. Karşısında polisi görünce şaşırır. Bir an soğuk terler döker. Polis nezaketle Mustafa Kemal'in kendisini Dolmabahçe Sarayında beklediğini bildirir. Nâzım o vakit kendisine gelir.
— Oğlum, der, Paşa'ya benden selâm söyleyin.
Ben «Deniz Kızı Eftalya» değilim. Bunu der demez kapıyı kapar.
Mustafa Kemal o sıralarda sofrasına Eftalya,
Hanım adında bir şarkıcı kızı getirtmeyi âdet edinmişti. Nâzım, şarkıcıya benzetilmekten kırılmıştı.. Bu cevabıyla Mustafa Kemal'e, bir basit şarkıcı gibi çağrılamayacağını anlatmak istemişti. Nâzım'ın cevabı kendisine bildirildiği zaman Mustafa Kemal'in tepkisi şu olmuş:
— Aferin çocuğa... îşte şair dediğin böyle olmalı!