Raskolnikov uzaklaşırken düşünüyordu:
“Nerede okumuştum… Ölüm cezasına çarptırılmış biri sehpaya çıkmadan bir saat önce söyle söylüyor ya da düşünüyordu. -Yüksek bir yerde, bir kayanın üzerinde ancak iki ayağımı koyabileceğim kadar daracık bir yerde yaşayacak olsaydım,dört bir yanım uçurumlarla, okyanuslarla çevrili olsaydı, fırtınalar, zifiri karanlık olsaydı her yanım, kimsecikler olmasaydı yanımda, o daracık yerde öylece bir ömür, binlerce yıl, sonsuza dek yasamak isterdim! Yaşayabilsem, yalnızca yaşayabilsem, yaşayabilsem! Nasıl olursa olsun, yaşasam! Ne yaman bir gerçek! Tanrım, ne yüce bir gerçek bu! Ne alçak bir yaratık şu insanoğlu..
Pencerenin kenarına oturup, gelip geçenleri izleyebilirsin. Onları izlerken sağ tarafından gelen bir rahibeyi, sol tarafta ise bir fahişeyi görebilirsin. Ve şöyle diyebilirsin tüm içtenliğinle:
'Biri ne soylu, öbürü ne iğrenç!'
Ama bir an kulak verip, gözlerini kaparsan, boşlukta bir sesin fısıldadığını duyarsın:
'Biri beni DUASINDA, öbürü ACISINDA arıyor. '