Ertesi gün rüyayı düşünürken, bir şey geldi Tomas'ın aklına. Yazı masasının çekmecesini açıp Sabina'nın ona yazdığı bir tomar mektubu çıkardı. Çok geçmeden şu bölümü buldu: "Seninle atölyemde sevişmek istiyorum. Çepeçevre başkaları tarafından sarılmış bir sahne gibi olacak. Seyircilerin bize yaklaşmasına izin verilmeyecek ama bizden gözlerini ayıramayacaklar..."
Mektubun üzerinde tarih vardı işin kötüsü. Oldukça kısa bir süre önce, Tereza, Tomas'ın evine yerleştikten epey sonra yazılmış bir mektuptu.
"Demek ki mektuplarımı karıştırdın."
Kız hiç yalanlamaya kalkışmadı. "Sokağa at beni o zaman!"
Tereza deli gibi açtı kapıyı, ardından geldi. Rüyasında Tomas'ın kendisini gerçekten bırakıp gitmeye niyetlendiğini sanmıştı, engel olması gerekiyordu. Tomas merdivenlerden inip ilk sahanlığa geldi, orada kızı bekledi. Kız aşağıya, Tomas'ın yanına indi, elinden tutarak yatağa geri getirdi.
Şu sonuca vardı Tomas: Bir kadınla sevişmek ve bir kadınla uyumak iki ayrı tutkudur, sadece farklı değil aynı zamanda da zıt tutkular. Aşk çiftleşme arzusunda (sonsuz sayıda kadına kadar uzanabilecek bir tutku) duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur (tek bir kadınla sınırlı olan bir arzu).
Tomas. Onlardan kalan tek şey kadınlara duyduğu korkuydu. Tomas onları arzuluyor ama onlardan korkuyordu da. Korku ve arzu arasında bir orta yol bulmak gereğini hissederek, 'erotik dostluk' dediği bir şey geliştirdi. Yattığı kadınlara şu açıklamada bulunurdu; her iki tarafı da mutlu edecek tek ilişki, duygusallığa yer vermeyen ve sevgililerden ne birinin ne de ötekinin birbirlerinin yaşamı ve özgürlüğü üzerinde hak öne sürmedikleri ilişki biçimidir.
Bekarken tam anlamıyla kendi kendisi olabiliyordu. Yaşamını hiçbir kadının gelip de elinde bavuluyla içine yerleşemeyeceği biçimde kurmaya çalışmıştı. Dairesinde tek bir yatak olması bundandı. Yatak yeterince genişti gerçi ama Tomas yattığı kadınlara yanında biri varken uyuyamadığını söyler, onları geceyarısını geçe arabasıyla evlerine götürürdü. Onu ilk ziyaretinde Tereza'yla yatmaktan alıkoyan da nezle değildi. İlk gece geniş koltuğunda uyumuş, haftanın geri kalan günlerinde de her gece arabayla hastaneye gitmişti. Oradaki bürosunda açılır kapanır bir karyolası vardı.
Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenlede ne istediğimizi bilemeyiz.