Engin Bey 35 senedir kendime açıklayamadığım kendimi, 35 saniyede 1-2 cümleyle bana açıklamış. Bazı tespitlerde düşünebildiğim, verebildiğim tek tepki "oha" demek oldu.
Zweig'ın bu kitabı yazarken gençliğindeki Avrupa'ya duyduğu özlemin aynısını ben de kendi ülkem adına duyuyorum. O da bütün naifliğiyle insanların geçmiş hatalarından ders çıkaracağını düşünmüş ama bunda yanıldığını görüp, 2 kere art arda birbirlerini mahvettiklerini görünce de ilerde canına kıymış zaten. Yazdığı özellikle biyografi kitaplarına ne kadar zaman ve emek harcadığına da kendi biyografisini anlatırken değiniyor.
Tarih mezunu ve meraklısı olmama rağmen uzun yıllardır ertelediğim bu okumayı ertelemekle ne kadar doğru iş yaptığımı görmüş oldum. Uzun cümleler, hiç bitmeyen satır araları zaten ağır olan dille beraber okumayı çok zorlaştırıyor. Aşırı yorucu ve detaylı bir kitap, yarısından sonra atlaya atlaya bitirdim ancak
Dünya'nın en zengin, en bereketli, taşına gübre atsan ürün yetişecek topraklarından birine sahip bu coğrafyada yıllardır yaşanan bu tarım ve hayvancılık krizi ancak bilinçli ve art niyetle uygulanan politikalarla mümkün olabilir. Kitabı özetlemek için bir örnek verilirse; elalem ucuza ve afiyetle nutella yesin diye; fındığın anavatanı ülkemizde Türk insanı o elaleme ihraç ettiği fındığı 2-3 kat pahalıya ithal ederek yiyebiliyor.
İktisat biliminin incelenmesinde insani duyguların ve bazı zayıflıkların ne kadar büyük rol oynadığıni herkesin anlayabileceği çok güzel örneklerle anlatmış şahane bir kitap. Kitabın benim için özeti at yarışı bağımlısı bir kumarbaz da, Amerikan Futbol takımı sahibi büyük iş insanı bir adam da temelde çoğu zaman aynı dürtülerle hareket ediyorlar. Kitabı okuyunca örnek ve deneysel vakalarda kendinizin de birçok zaman benzer dürtülerle aynı davranışlarda bulunduğunuzu farkedince şaşıracaksınız.