Paflagonyadan

Paflagonyadan
@Paflagonyadan
Hikâyene bir norm karakter dahil olur ve işler değişir. Yeniden…
6 okur puanı
Haziran 2026 tarihinde katıldı
Puan vermedi·80 syf.·
2026 4. kitabı
Ezel’de görüp okuma listeme eklediğim ve unuttuğum eserlerden biriydi. Birhan Keskin’i “Kim Bağışlayacak Beni” ile tanıdım sonra “Yol”u okurken hatırladım aslında yıllar önce tanışmamız gerekiyordu. Bu yılı beklemiş bu şair hayatıma girmek için her eserin zamanı var dedikleri de doğruymuş. “Dünya ne ki sevgilim, benim sana yaptığım kubbe yanında? Düşsün, olsun, bırak, içinde yıldızlar patlıyor. Kolaydır inanmak kadar inanmamak da. İster sal kendini dünyaya, ister kal yanımda. Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni Yoluna baş koymak diyoruz Biz barbarlar buna.” s.19 Şairim imge dünyası, metaforları sade dili okurken yormuyor lakin hayal dünyanıza derin çipalar atıyor. “İçimdeki çilekeş Fuji'yi tırmanıyor sana Eski bir mektuptan gözlerime yağma Dünyanın bütün neonları yanıyor sönüyor” s.41 Bir süre beklemek zorunda kalıyorsunuz. Size bir deniz feneri ışığı gelene kadar ya da Çolpan’ı görene kadar. Unutmadan şair dilsel sapmalar da yapıyor. Kelimeleri eğip büküyor harflerle dans ediyor. “Dünya yuvarlakmış!. O dönüyor! durdur. Dönenlere bir şeyim yok diyeceğim; dur. Ben de döndüm zamanında ... Döndüm, Durdum . . Şimdi dönmeye mecalim yok. Dur. DUR UP DUR AY IM BEN AR TIK! DUR AN OL AY lM DUR ET MİŞ LER BEN i iÇ TEN iç TEN DUR ET MTŞ LER.” s.62 Beğenildi tavsiye edilir.
Y'olBirhan Keskin · Metis Yayınları · 20207,3bin okunma
Reklam
7/10
·88 syf.·
2026 3. kitabı
Bazı yazar ve şairlerle tanıştığım eserler beni heyecanlandırıyor. Oruç Aruoba’yı geç tanıdım tıpkı Birhan Keskin gibi. Eserde ilk dikkatimi çeken şey noktalama. Onun kendi kurgu ve imge evrenine girdiğini ilk andan okura hissettiriyor. Kalmak ya da gitmek işte bütün mesele bu. Kaldım ve onun yolunda, onun açısından bakmayı sevdim. Sırada “De ki İşte” var. Selamlarrr
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
Algernon’un dostu Charlie
6/10
·325 syf.·
2026 1. kitabı
Kitabı okumadan önce inceleme okuyanlara kötü haber bu inceleme onlardan değildir. Ben İnstagramda denk geldim kitabın yorumuna be hemen gittim aldım. Üç günde okudum. Kitap akıcı, dili de konusu da yormuyor. Etkilendiğim alıntıları da bırakacağım. Kahramanımız, zeka seviyesi baya düşük bir arkadaş. Kendisi öğrenmeye karşı bitmek bilmeyen bir sebata da sahip gelgelelim potansiyeli belli. Sonrasında bir deneye denek oluyor, işler orada değişiyor. Geçirdiği bir operasyon sonrası kısa sürede zeka seviyesi normalin üzerine çıkıyor. Benim saptamam da burada işte. Charlie, zeka seviyesindeki artışla birlikte kısa zamanda çok şey öğreniyor ve “moron”ken hayran olduğu herkes onun için bir hayal kırıklığı oluyor. Yaşadığı bu durum bence “Martin Eden sendromu”dur. Martin Eden Sendromu, bireyin uzun süreli ve yoğun çabalarla ulaşmayı hedeflediği statü, başarı veya ideale kavuştuktan sonra hissettiği derin tatminsizlik, amaçsızlık ve varoluşsal boşluk durumudur. Öğrenmeye karşı duyduğu arzunun neticesinde zihinsel yükselişe karşın duygusal süreçte bu hıza ayak uydurmakta zorlanır. Yalnızlaşır. Charlie’nin kadınlarla fiziksel ve duygusal ilişkisi geçmişteki travmalarını da tetikler. Tüm bunları okudukları ile de anlamlandırmaya çalışır. Hayatı boyunca öteki olmuş ve sevildiğini zannetmek birinin her şeyin gördüğünden farklı olduğunu anlaması ne demekse Charlie de onu yaşadı. Ekteki alıntılar saptamamı destekler niteliktedir. “Şimdi herkes bana ne kadar farklı görünüyor. Meğer profesörlerin entelektüel birer dev olduklarını düşünmekle ne kadar aptalmışım. Onlar da birer insan, hem de dünyadaki diğer insanların bunu fark etmesinden korkan insanlar... Ve Alice de bir insan - o bir kadın, bir tanrıça değil - ve ben yarın akşam onu konsere götürüyorum.” (Algernon’a Çiçekler,
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma