"İnsan, bir yandan yıldızlara dokunabilen tanrısal bir hayal gücüne sahipken; diğer yandan birkaç gün içinde çürüyecek olan bir beden kafesine hapsolmuş, korku dolu bir hayvandı."
Ernest Becker
Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiç bir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen
Biz gelince bir yağmur başlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karartma biter
akasyalar köpürür birdenbire
ve her avluda adınla anılan
çiçekler sulanır akşamüstleri
Bir arkadaş evine uğrarız yolüstü
bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
başını sessizce omzuma koyarsın
gülüreyhan olur soluğun
Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
her balkonda bir menekşe sesi
Belki yeniden güzelleştiririz
adları değiştirilen parkları
perdeleri hiç açılmayan evlerde
ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
tanıdık sevinçlerle dolar yeniden
kendi sesini kemiren alanlar
Anısı biz olalım bu sokakların
ve hiç durmadan yağmur yağsın
"insan en çok sabahları arar sevdiği kadını.''
diyor birisi, katılıyorum o sabahlara..
öğleler kaba yaşanır; kalındır.
akşamüstleri ince, hüzünlü.
çiçekler alınıp verilebilir..
sabahtır yalnızlık.
nasıl sabah, nasıl yalnızlık?
ve şiirsel hiçbir yanı yok sanılır!
var mıdır ?
vardır..
vardır ama çiçeklerle değil..
kendi başına, zımparataşı gibi acımasız.
ne aklıma gelse bir bakıyorum unutmuşum!
Turgut Uyar
Ben seni çok benimsemişim.
Çok katmışım kendime farkinda olmadan.
Benim ki hiç biz olmayan bir şeyi
sahiplenmekmis.
Ben ne yaptığımı bilmeden,
çok uçsuz bucaksiz sevmişim seni.
Didem MADAK