Márquez, çocukluğunu geçirdiği Kolombiya'nın bu sakin kasabasında yaşananlardan uyarladığı romanında, işleneceğini herkesin bildiği ancak engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir cinayetin öyküsünü anlatıyor.
Aslında, toplumsal sorumluluk, gelenekler ve insanın yazgısı üzerine güçlü bir anlatı olduğunu söyleyebilirim.
Kitap, başından sonuna kadar kaçınılmaz bir sona doğru ilerler. Santiago Nasar’ın ölümüne doğru herkesin bildiği ama kimsenin engellemediği bu yolculuk, kaderci bir anlayışla bağdaştırılabilir. Márquez, kaçınılmaz bir olayın yaklaşan dehşetini okura hissettirir ve bu süreçte “kader değiştirilebilir mi?” sorusunu düşündürür.
Márquez’in her zamanki büyüleyici ve duru dili, sade ama etkileyici betimlemeleri, kasabanın dokusunu ve karakterlerin psikolojisini başarıyla yansıtır. Anlatımın kendine özgü yapısı, okuru cinayetin neden işlendiğini değil, nasıl olup da engellenmediğini anlamaya yöneltir.
@paktelinkitapligi