Bu bir itiraftır!! Kendi adıma şu ana kadar ki buraya yazdığım inceleme, alıntı vs. içinde en önemli olan Kuran ve elimdeki meali hakkında naçizane bir şeyler söyleme, kendimle yüzleşme zamanım şükürler olsun ki geldi. Zamanım diyorum çünkü bu meale başlangıcımı 2018 de kaydetmişim ve bugün yıl 2020. Atalete yenilmelerle neredeyse 2 yıl sarkmış. Aslında bu sarkma 2 yıl demek bile yanlış, doğruyu söylemek gerekirse neredeyse 21 yıl öncesine 9 yaşıma kadar gider. Evimizde herkes gibi bizim de olan, okumam için şahsıma özel verilmiş, hatta içinde babamın bana güzel bir not alarak bıraktığı küçük yeşil kaplı bir Kuran vardı. Sonra hatırlıyorum ilkokulda din öğretmenimin Kuran'ı okuyup bitirene ne güzel bir ''Maşallah'' deyişi öyle ki o an ''ben de bitirmeliyim'' diye heveslenişim... Peki ya sonuç?? Sonuç bugün yaş 30 .Aslında bu hakikaten bir acı meseledir ki bunun neye inandığımızla bile alakası yok. İnsan inancı ne olursa olsun kendini tanıma, çevresini tanıma, bir sürü amaç ve merakla okuduğu kitaplara hayatının bir yerinde inandığı dinlerin kitaplarını da ciddi bir şekilde muhakkak koymalı; hatta ötesinde hepsini bilmeli ve emrolunan sorgulama ve doğruyu bulma amacını hakkını vererek tevhide ulaşma gayesini gerçekleştirmeli. Nihai olarak %90'ımızın evinde olan ama iyi ihtimallerle konuşuyorum belki anca %50'mizin okuduğu kitabımız Kuran-ı Kerim. Kim demişti, ne zaman demişti bunu hatırlamıyorum ama şöyle bir cümle kulaklarımda hep çalınır: ''Sevgilinizden mektup gelse heyecanlanırsınız, hatta açar ara ara sürekli yeniden bakarsınız. Peki, sizi Yaratan'dan size bırakılmış bu önemli, sayılarca mektubu(ayetleri) neden hiç merak edip okumazsınız?'' Bu gerçekten çok vurucu bir hatırlatmadır. Burada seçtiğimiz din islam dahi olmasa inanmayan biri için bile iddia edilen
Yüce Kur'anMustafa Yıldırım · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 201140 okunma
Birine sinirlendiğimizde, bize yalan söylediğini düşündüğümüzde kalıp bir cümle kullanıyoruz: "bana masal anlatma..." Oysa masallar anlatılmalı, bizi o güzel ülkelere götüren, düşündüren, zengin masallar... Sırf masalları yalan olan insanlara inat anlatılmalı. Öyle yoğunuz öyle bir koşuşturma içindeyiz ki zamanı kaçırma korkusundan ruhumuzdaki çocuğu kaçırıyoruz. Ama çocukluk küserse hassas bir kalbi olduğundan asla geri dönmez. Ara ara bu kitaplarla ruhumuzdaki çocuğa seslenmeliyiz. Hep omzumuzda olan o ele dokunduğumuz zaman daha da guzellestiriyoruz hayatımızı...Bu kitap Öyle bir kitap ki bastan sona değil ara ara bir sayfayı rastgele açıp okuyacaginiz bir kitap. Üstelik sizi de yönlendiriyor, mesajlar veriyor; seyir defteri, alıştırmalar, alıntılar. Bence tam Pazar gününe yaraşır bir kitap. Ara ara çocukluğumuza dönemeyeceksek ne anlamı var büyümenin
.
Sanki ayaklarinla yeryüzünü öpüyormuşçasina yürü.
.
Eğer tren senin istasyonunda durmuyorsa senin trenin değildir.
.
Her ne yeteneğin varsa kullan. Sadece en iyi şakıyan kuşlar otseydi ormanlar çok sessiz olurdu.
.
Masal TerapiJudith Malika Liberman · Doğan Novus · 20192,654 okunma
ATO Kitap Fuarı üzerine...
Kitap fuarlarının bazı insanlar üzerinde lunapark etkisi yaptığına şahit olmuştum.
Fuarlara böyleleriyle gitmenin de gerçekten maliyetli ve ağır bir iş olduğunu da bugün gördüm.
Kitaplar gerçekten ağır nesnelermiş.
Her sabah gidip akşama kadar stanlarda kitap sohbeti yapabileceğiniz bir çok yeni insan ve fikri bakış açısı.
Gerçekten harika ortam.
Ve Kafka'nın tweet denen şeyi yıllar önce keşfettiğini görmek gençler arasındaki popülaritesini açıklamış oldu, bir nebze.
Ayrıca Sabahattin Ali'nin nerdeyse her stantta kitabını görünce 'mefta popstar' ünvanı verilmesi gerektiğine iyice inandım.