Tuğçe

Tuğçe
@Panel
Bir gezegen görmüştüm, kırmızı suratlı biri yaşıyordu orada. Bir kerecik olsun çiçek koklamamış, hiç yıldız görmemiş, hiç kimseyi sevmemiş.
Hemşire
OGÜ
Eskişehir
19 Nisan
96 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Havadan sudan söz ettikten ve gerekli bilgi formlarını titizlikle doldurduktan sonra, "sorunumu" sorunca, doktora, bir an, sevgilimi kaybettiğim için kendimi uzaya yollanmış bir köpek gibi yalnız hissettiğimi söylemek geldi içimden.
Sayfa 168·Kitabı okudu
Reklam
Sürat motorlarına binip birlikte gezdiğimiz kaba ve yüzeysel zengin dostlarımızdan, kendimizi sanki benim acım sayesinde ayırabiliyorduk. Verilen bir davetin sonunda yalının iskelesinden Boğaza atlayan sarhoşlara katılmamız gerekmiyordu, çünkü biz zaten benim acım ve tuhaflığım sayesinde "farklı" olmuştuk. Acımı Sibel'in bu kadar içten bir vakarla sahiplendiğini görmek bana mutluluk veriyor, bu bizi birbirimize bağlıyordu. Ama bütün bu sarhoş vakar içinde, ben gecenin bir anında, uzakta eski Şehir Hatları vapurlarından birinin kederli düdüğünü işitince ya da kalabalık içerisinde en beklenmedik yerde, birisini Füsun sanınca yüzümde beliren tuhaf ifadeyi, Sibel acıyla fark eder ve karanlık tehlikenin sandığından çok daha korkutucu olduğunu sezerdi.
Sayfa 167·Kitabı okudu
"Artık söyle," dedi sonunda. "Nedir mesele? Hadi..." "Bir bilsem," dedim. "Kafamın bir yanı, bu meseleyi sanki bilmek, anlamak islemiyor." "Yani sen de bilmiyorsun, öyle mi?" "Evet." "Bence, benden çok biliyorsun” dedi Sibel gülümseyerek. "Nasıl bir şey bu bildiğim sence?" "Benim senin derdin hakkında ne düşündüğüm seni endişelendiriyor mu?" diye sordu. "Bu meseleyi çözemeyip seni kaybetmekten korkuyorum. "Korkma," dedi, 'sabırlıyım ve seni çok seviyorum. Söylemek istemiyorsan da söyleme. Olay hakkında yanlış fikirlerim de yok, huzursuz olma. Vaktimiz var." "Ne gibi yanlış fikirler?" "Mesela homoseksüel filan olduğunu düşünmüyorum," dedi hem gülümseyerek hem de beni rahatlatma isteğiyle. "Sağol. Başka?" "Cinsel bir hastalık ya da derin bir çocukluk acısı falan gibi şeylere de inanmıyorum. Ama sana bir psikologun iyi geleceğini de düşünüyorum. Ayıp bir şey değil psikologa gitmek, Avrupa'da Amerika'da herkes gidiyor... Tabii bana anlatamadığını, ona anlatman lazım... Hadi canım, anlat bana, korkma, affedeceğim." "Korkuyorum," dedim gülümseyerek. "Dans edelim mi?" "O zaman senin bildiğin ve benim bilmediğim bir şey olduğunu kabul ediyorsun." "Matmazel, lütfen dans isteğimi geri çevirmeyin. " Ah mösyö, dertli bir adamla nişanlıyım ben," dedi ve dansa kalktık.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Kapana kısılmış bir hayvan gibi derin bir acı çekerken, bana bir tek Füsunu görmenin iyi geleceğinin fazlasıyla farkındaydım. Dünya umurumda değildi, çünkü her şey zaten fazlasıyla lüzumsuz ve kabaydı.
Sayfa 164·Kitabı okudu
O günlerde hissettiğim sıradanlığı ve bayağılığı en iyi ifade eden satırları Fransız şair Gerard de Nerval'in bir kitabında okudum. En sonunda aşk acısından kendini asan şair, hayatının aşkını sonuna kadar kaybettiğini anladıktan sonra, Aurilia adlı kitabının bir sayfasında, bundan sonra hayatın kendisine yalnızca "kaba oyalanmalar" bıraktığını söyler. Ben de öyle hissediyor, Füsunsuz geçirdiğim günlerde yaptığım her şeyin kaba, sıradan ve anlamsız olduğu duygusundan kurtulamıyor ve bütün bu bayağılıklara yol açan şeylere, kişilere öfke duyuyordum.
Sayfa 160·Kitabı okudu