Toplum bir moleküldü;bir yanıyla kişisel ortamlara,aile ve arkadaşlara özellikle ve bilinçli olarak mesafeli bir ifadeden,bir yanıyla da sözcüğün bugünkü anlamıyla "kişidışı " olan kendini-ifadeden oluşuyordu.
Ancak,neyin inanılır olacağını mahrem ilişkilerin belirlediği bir çağda görenekler,düzenler ve kurallar yalnızca kendini başkasına açmanın önünde durur;bunlar mahrem ifadenin engelleridir.
...,herhangi bir duygusal ilişki, bireyciliğin varacağı"ifadesiz yalnızlığın" değil,toplumsal ilişkiler ağının bir parçası olarak algılanırsa ancak anlamlı olabilirdi.
19.yüzyıl boyunca aile tikel,kamusal olmayan bir alanın merkezi olmaktan giderek çıkarak,kamusal alandan daha yüksek ahlaki değerler taşıyan,salt kendi başına bir dünya,idealize edilmiş bir sığınak görüntüsü veriyordu.
Kamusal ve özel arasında çizilen çizgi, öz olarak örneğini kozmopolit,kamusal davranışta bulan medeni talepleri; örneğini ailede bulan doğanın talepleri karşısında dengeleyen bir çizgiydi.