“Adlardan nefret ediyorum, kimliklerden… Çünkü ben kendimi kendime ve başkalarına ve her şeye öyle çok veriyorum ki(kendim için kendimden kendiliğimden) hiçbir şey kalmıyor geriye(nereye?) Oysa bir şey arttırılmalı, saklanmalı, korunmalı kara günler için(daha da mı?) Ben yaşarken yaşamımı ve ölümümü tüketiyorum.”
“Kelimelerini yitirmiş dargınlıklarla doluyum. Beni yıkabilecek ne kaldı ki dünyada? Yarım kalmış bir aşkı, kırık, paramparça bir aşkı yaşadım; sevdiğim adam kalbimi yaralayabileceği en hoyrat en alçaltıcı ayrılık hikayesiyle uzaklaştı hayatımdan. Dargınlığım kaldı bir tek; anneme, babama, kardeşlerime, beni sevdiğine inandıklarıma, çekip gidenlere. Çekip gidenlere en çok. Aslında hayata. Hayatıma.”