MURAT KAYA

MURAT KAYA
Türkçe Öğretmeni
Kocaeli
40 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Ormanlarla ilgili Anadolu kaynaklı iki efsane vardır. Birisi Klity efsanesi. Klity güzel bir köylü kızıdır. Apollon, (yani güneş) her gün ateş arabasıyla göklerden geçerken kız, güneş tanrısını görür ve ona âşık olur. Utangaç ve pısırık âşık kız güneşe sevgisini bildirmez. Fakat sabahtan akşama dek toprakların üzerinde oturup, güneş tanrısı gökler boyunca gezeleyip dururken gözlerini ondan ayırmaz. Zavallı kızcağız böyle güneşe baka baka, yüzünü hep güneşe çeviren «güneş çiçeği» olur. Biz de ise bu güneş çiçeğine «ay çiçeği» deriz.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Anadolu'da bugün bile Dryad imişler gibi ağaçlarda bir ruh olduğu inancı vardır. Bir ağaç yemiş vermezse, «ağaç korkutma» denilen çareye başvurulur. Biri baltalı, biri eli bos iki kişi, yemiş vermeyen ağacın başına dikilir. Baltalısı, «Ben bu ağacı keseceğim!» der. Baltasını, kaldırınca, öteki, «Onu affet, bu yıl vermediyse, önümüzdeki yıl çok verir. Onun canını bana bağışla!» diye yalvarır. Sözde ağaç bu sözleri işitir, korkar ve ertesi yıl çok ürün vererek canını kurtarır. Her ne kadar bu yapılan iş saçma ise de, yapıldığına göre ağaçta bir can ve can kulağıyla dinleyen bir ruhun varlığına inanılıyor demektir.
Sayfa 135·Kitabı okudu
ilkbaharda Hıdırellez ve Nevruz Sultan şenlikleri ve yine ilkbahara doğru Paskalya, yani Isa’nın yeniden doğması hep Temmuz’un doğuşu festivallerinin kalıntılarıdır. Tahtacılar her ilkbaharda, yani Temmuz ya da Attis'in yeni baştan dirildiği ya da doğduğu günde köyün delikanlısını ev ev gezdirirlerdi. Bu delikanlı, Temmuz’un doğuşunu ve kadınlarca temsil edilen Kybele'ye kavuşmasını taklit ederdi. Delikanlıya damızlık denilirdi. Bu sözcük «Temmuzluk» dan gelmedir. Yani damızlık, ister insan olsun ister hayvan, Temmuz, Adonis ve Attis’i simgelemektedir.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Troya’nın bütün erkekleri öldürülmüştü. Kent halkından yalnızca kadınlarla çocuklar kalmıştı. Gün doğduktan biraz sonra kadınlardan, yetişkince olan oğlan çocuklar da alındı. Kadınlar denizler aşırı köleliğe sürüklenmeyi bekliyorlardı. Bu kadınların arasında ihtiyar kraliçe Hekabe ile gelini Hektor’un karısı Andromakhe göze çarpıyordu. Yere yığılmış olarak duran Hekabe, Akha gemilerinin hazırlandığını ve kentin yanmakta olduğunu görüyordu. Kendi kendine, «Artık Troya yok! Ben kimim? İnsanların koyun sürüsü gibi sürdükleri bir köle, evi yurdu olmayan ak saçlı bir kadın!» diye düşünüyordu.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Karadeniz Boğazının adı Bosfor (Bosphorus), şu efsaneden alınmadır: Zeus, güzel ıIo ile seviştiğini, çok kıskanç karısı Tanrıça Hera’nın görmemesi için kendisini ve sütbeyaz İo’yu bir kara buluta sarar. Zeus ne yapmakta olduğunun meydana çıkmaması için İo’yu hemen bir buzağıya çevirir. Hera bu oyuna da aldanmaz. Güzel ak buzağıyı Zeus’tan ister; Zeus da vermek zorunda kalır. Hera, buzağıyı sığırtmaç, yüz gözlü Argos’a teslim eder. . Zeus buzağıyı kurtarmak için Hermes’i sığırtmaca gönderir. Bir çoban kılığına giren Hermes, kavalıyla bir ninni çalarak Argosun yüz gözünü de uyutup kapattıktan sonra onu öldürür. Hera, Argos’un yüz gözünü alıp renk renk açılan haleler biçiminde sevgili kuşu tavus kuşunun kuyruğuna serper. Ama İo yine kurtulmuş olmaz. Hera ona (yani buzağıya), ısırıcı bir atsineğini musallat eder. Bu sinek İo’nun ot yemesine ve uyumasına engel olur, onu habire, bir yerden başka bir yere sürer. ıIo, böyle diyar diyar kaçarken Boğaziçi’nden geçer. Onuniçin Boğaziçi’ne Buzağı geçidi anlamına gelen Bosphorus adı takılır.
Sayfa 34·Kitabı okudu