Gerçekten 20li yaşlarda okunması için bırakılan bir günlük tadındaydı
Bilmiyorum bitirdiğimde bir boşluk hissettim, 20lerin başında olmama rağmen sonundan korktum. Kurduğumuz tüm o hayaller çocukça kalacak ve bunu kabullenip yola devam etmek zorunda kalacağız gibi hissettim. Ve ölümün her zaman bizim bu hayatta savrulup yarın ne olacağı seçemezken aniden gelip tüm seçeneklerimizi elimizden alabileceğini farkettim.
Hayale erişmenin öyle tamamen çaba ile olamayacağı ve sen ne kadar çabalasan da öylesine yolun başındaki birinin bile şans ile senden çok daha kolay ulaşabileceği gerçeğini ve
Hayattan gerçekten zevk almamızın koyduğumuz hedeflere ya da koşullara bağlı olmaması gerektiği ve çevredeki o değerli hâle/şimdiye, yalnızca alıştığımız için yeteri kadar önem vermeyisimizi hissettim
Ama herseyden önce bu kitap sistemin içinr katılmadan önce tüm genclerin geçtiği o eşiğin somutlasmıs bir hali gibiydi. 'Hayata' karışmak gerektiği anda gencin, yıllarca inşaa ettiği ideasına sahip çıkıp çıkamayacağını test ettiği o dönemin hikayesiydi. Ve ben sadece korktum. Epilogda nasıl da herşeyin aslen aynı olduğu sadece onların kabullenerek mutlu oldukları anı görünce gerçekten korktum
Tek yok bu mu ve hayaller hayal olarak kalmak zorunda mı?