"Şeytanın Tanrıya başkaldırısı belki de zaferle sonuçlandı ve gaflet içindekileri faka baktırmak için gerçek kimliğini gizleyerek, gökler katındaki tahta şeytan oturdu."
Sayfa 212 - Bunak Peder Antonio Isabel·Kitabı okudu
"Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta"
İşte her şey böyle başladı. Postmodern roman okumanın bana göre olmadığını acı acı yüzüme çarpan bir kitap oldu. Tabi tek çarpıcı olan bu değildi. Bundan daha acı bir şey de vardı o da ahlaksızlığın edebi yazıyla süslenip edebiyat sisiyle yok edilmeye çalışılması. Sapkınlık ancak bu kadar allanıp pullanıp görücüye çıkarılabilirdi. Nabakov arka kapakta ve ön sözde iyice altını çizmiş bu eğitici bir kitaptır diye. - bu bence yazarın savunma mekanizmasıydı; "kitabımı hor görmeyin bu öğretici bir kitap" demek onu sübyancıların el kitabı olmaktan kurtarmıyor.-
Kitapta bu sapkınların nasıl ayırdına varılacağıyla ilgili bulgu yok. En korkuncuda o ya asla saptanamıyorlar herkes gibiler. Bir insanın bu konuyu bu kadar açık net içselleştirmiş biçimde yazabilmesi ancak o kişiyse mümkün olabilir diye düşünmeden edemedim. Hani bazı yazarlar kendi cinayetlerini yazar da kimsenin ruhu duymaz ya öyle işte. Ve anne unsuru vardı. Küçücük kızını bile kıskanan haz etmeyen bir anne. Ne yazık ki bunlardan çok var.
En nihayetinde 12 yaşındaki bir çocuğun yıllar boyu süren fiziksel ve psikolojik istismarını anlatan bu kitap hem üslup hem konu itibariyle ağır ve ızdırap vericiydi.
Asla önermiyorum.
Masalsı bir roman Yüzyıllık Yanlızlık. Postmodern bir roman olan Lolitadan sonra okuma şevkim sönmüştü ki bununla tekrar harlandı. Büyülü gerçeklikle ilk tanışmam İhsan Oktay Anarla olmuştu tabi ki onun kitapları yanında bu kitap çok sönük kaldı ama bir alternatif olarak iyi bir seçim.
Dinin ve siyasetin insanlığı nasıl harcadığını, dirlik ve düzeni nasıl bozduğunu büyülü gerçeklik aracılığıyla tüm berraklığıyla ortaya koyan bir kitap olmuş. Tüm bunlar olmadan önce insanlar arayış içindeydiler simya yoluyla yaratma gelişme amaçları vardı. Özgür korkusuz, maceraya açık ve merak içindeydiler. Kimse kimseyi yadırgamıyor, hor görmüyor ahlâkla ahlâksızlıkla sınırlanmıyorlardı. Din düştü önce önlerine, daha sonra sağ sol kavramı ve nihayet savaş. İşte o zaman ahlâksızlıkla boyandı her yer. Bu gerçeği yüze çarpması herkesin anlayabileceği şekilde masalsı yolla tekrar dile getirmesi açısından ders verir bir kitap. Ayrıca denildiği gibi, uygarlığın kurulması, savaş gibi unsurlarla bir insanlık tarihi anlatısı. Ek olarak muz işçileri katliyamı(grev 3000 kişinin katledilmesiyle sonuçlanıyor) gibi gerçek bir olaya yer vermesi açısından da önemli.
Spoiler
Karakterlerden biraz bahsedersek;
Anasını babasını bilmeyen 3. Arcadio da, ihmal edilen bir çocuğun kendine bir yol tutup o yolda teselli aramasını, toyluğu ve her şeye rağmen duyulan vefayı gördüm . Ve onun sonu beni baya etkiledi. Hikayesi de bir o kadar ders vericiydi. Özellikle anne kısmı.
1. José Arcadio da tutku derecesinde öğrenmeye duyulan açlığın getirdiği deliliği gördüm.
Çingene Melquiades de dürüstlüğü, bilgeliği ve hayatta kalma gücünü gördüm.
Piler Ternera da unutulmuşluğu, yanlızlığı, 2. José Arcadio da gücü ve tutkuyu.
Ve sanırım en çok Arcadio ları sevdim.
Daha söylenecek onlarca şey var kitap hakkında ama biz
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma