Eşekleştirme için, kötülükler seni ürkütmesin, olman gereken yerde bulunmadığını anlamanı sağlamasın diye seni sürekli kötülüklere davet etmezler. Davet şeklini senin tipine göre seçerler. Bazen seni güzelliklere de çağırırlar. Büyük bir hakkı, bir toplumun ve bir insanın hakkını çiğnemek için bazen seni başka bir hak ile ilgilenmeye davet ederler. Bir hakka yardım ederek başka bir hakkı çiğnerler.
Bizim ayırt edemediğimiz talihsizliğimiz, zihni düşünmesi gereken şeyden yani insan olarak "benim" kaderimden ve toplum olarak bizim kaderimizden gafil bırakmak için bizi genellikle çok ileri, büyük ve saygın, hatta çok mutluluk verici şeyleri düşünmeye davet etmeleridir. Bu yüzden aldatıcı olur ve biz onu fark edemeyiz. Bu nedenle bir yerde şöyle demiştim: "Eğer sahnede değilsen, istediğin yerde ol." Hedef, sahnede olamamak şartıyla istediğin yerde olmandır. Eğer bir yerde hazır bulunman gerektiği halde orada değilsen, artık istediğin yerde bulunabilirsin. "İster içki sofrasına oturmuş ol, isterse namaza durmuş ol; ikisi de birdir."
Modern kölelik ile klasik kölelik arasında ne fark vardır? İster modern cariyelik, isterse klasik cariyelik olsun, aralarında fark yoktur. Sadece sunum farklı. Öteki "zaife" derken beriki "latife" diyor. Her ikisi de "insan olmamak" anlamına geliyor.
Sonunda gözü onlar verirler, şuuru onlar verirler, duyguyu onlar verirler, bilgiyi onlar verirler; bütün ilke, değer ve estetikleri bize onlar empoze ederler. Ancak onlar empoze ederler. Ancak onların bize güzel gösterdiği renkler hoşumuza gider. Hatta yemeğin rengini ve lezzetini, içkilerimizin tatlılığını ve ekşiliğini dahi kendi başımıza seçemeyiz. Pekiyi, bütün bunlara karşılık nelerimizi kaybettiğimizi ve bizim için nelerin meçhul kaldığını bize kim anlatacak? İnsana bu derece taklitçi olduğunu, bu ölçüde her üretileni tükettiğini ve karşılığında neleri kaybettiğini ancak öz bilinç anlatabilir.