İnsanlar sevgiye fazlasıyla aç, yalnızca sevgi görmeye değil sevgi sunma fırsatlarına da o kadar açlar ki, bu sevgiyi hiç tanımadıkları ünlülere sunuyor ve karşılık görmemekten de hiç yakınmıyorlar. Özel hayat, sevginin büyütülüp beslendiği bir yuva olduğunda, eşitliğe ulaşmak adına vazgeçilmez bir
katalizördür.
Sosyologlar, ruh eşini bulduğuna inananların herkesten daha kolay ayrılık yaşadığını fark etmişlerdir; çünkü o seçilmiş kişide herhangi bir defoyla karşılaştıkları anda hata yaptıklarına karar verip yeniden ve yeniden denemeye girişirler, o zor bulunur ideal eşi bir türlü bulamadıklarını sonsuz kere keşfederler. Psikologlar da kadınların, kokuları kendilerininkinden farklı olan erkeklerden hoşlandığını söyler, ancak gebelik hapı aldıkları dönemlerde kendilerine benzer erkekleri tercih ederler. Çocuk yapmak istedikleri zaman, birlikte uyum içinde yaşayabilecekleri partnerden farklı birine ihtiyaçları varmış gibi görünür. Tüm bu belirsizlikler yalnızca şu popüler inancı güçlendirmeye yaramıştır:Delicesine aşık olmak ve en azından bir kişi tarafından dünyanın en harika ve en güzel insanı olarak idolleştirilmek,iyi bir hayatın temelidir.