İşin asıl şaşılacak tarafı hepimizin nasıl bir uçuruma yuvarlandığımızı pekala gördüğüm halde bir türlü bir şeyler yapamıyordum. Hani uykuda insana ağırlık basar, her şeyi anladığı, bir hayretle silkinip kalkmak istediği halde parmağını bile oynatamaz. Tıpkı öyle oldum… İnanır mısın baba? Hiçbir şeyin farkında değil gibi göründüğüm halde her pisliği görüyordum. Kendi kendime lanetler ediyordum, bilemezsin…
Dizisini kaç kez bitirdiğimi hatırlamadığım bu yapıtı, kitabını okumak için çok geç kaldığımı bilerek kitaba başladım. Kitabını okurken farkettim ki senaristler üstüne baya eklemeler yaparak; kitabın kült kısımlarını alıntılayıp, üstünü uzun uzadıya ilmekler atarak seyirci önüne çıkarılmış. Kitabı okurken o boşlukları diziden tekrar doldurdum :) ama değişmeyen şeyler var ki Ali Rıza Bey’in dönemin getirdiği sosyo-kültürel değişimin önünde duramayıp, ağacın kendisi olduğu, yapraklarının çocukları olarak betimlendiği; yaprakların dökülüşüne şahitlik etmesi. Kitabı okurken Yeşilçam sahnelerindeki sefaleti birebir hissettiren yazar aynı zamanda aile kavramını her insanın içinde kendini bulabileceği kesitlere yer vermiş. Keyifle okuduğum bir eser oldu…