“Bir besteci işini en iyi yaptığı anları şöyle tarif ediyor:
Öyle bir kendinizden geçiyorsunuz ki, orada yokmuşsunuz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Ben bunu pek çok kez yaşadım. Sanki elim bana ait değilmiş ve olup bitenlerle hiçbir ilişkim yokmuş gibi. Sadece orada huşu ve hayranlık içerisinde oturup, izliyorum. Ve o kendiliğinden akıp gidiyor.”
Ne sırma palanlı bir atım,
Ne bilmem nerden gelirâtım,
Ne mülküm, ne malım var.
Sade bir çanak balım var
Rengi ateşten al
Bir çanak bal!
Balım, her şeyim benim..
Ben mülkümü ve malımı
Yâni bir çanak balımı
Koruyorum haşarattan.
Bekle kardeşim bekle..
Çanağımda balım olsun,
Gelir arısı Bağdat’tan.
“Bir çeşit özdenetim, yani ‘tutkunun kölesi’ olmaktansa kaderin sillesinin kopardığı duygusal fırtınalara dayanabilme, Eflatun’dan beri yüceltilen bir erdemdir.”