Ya Olga ne halde idi? Ştoltz'un bu halini görmüyor muydu? Yoksa onu kayıtsızlıkla mı karşılıyordu? Görmemesine imkan yoktu. Ondan çok daha az zeki bir kadın dostluk gayretini,şefkati, başka türlü hislerden ayırt edebilir. Cilve yaptığı da düşünülemezdi. Çünkü onda doğuştan gelen bir gerçeklik duygusu, tabii dürüstlük vardı. Bu çeşit adiliklerin üstünde idi.
Ştoltz gibi bir adamın sürekli, coşkun ve bilinçli bağlılığından hoşlanması gerekirdi. Elbette hoşlanacaktı. Bu bağlılık onun yaralanmış gururunu okşuyor, onu yavaş yavaş eski haline yükseltiyor, onurunu diriltiyordu.Fakat bu bağlılığın nereye varacağını biliyor muydu? Ştoltz'un çözümleyici zekası ile onun inatçı susması arasındaki savaş böyle devam edip gidemezdi. Bu savaşın boşa gitmeyeceğini, Ştoltz'un bütün iradesiyle giriştiği bir savaşı er geç kazanacağını kestiremiyor muydu? Ştoltz boş yere bu kadar emek, bu kadar zeka harcayamazdı. Olga'nın ilk aşkı, Oblomov'un hatırası silinip gidecek miydi ?
Perişan bir halde kendi kendine Niçin sevdim? diyor, Oblomov'un parkta onu bırakıp gitmek istediği sabahı hatırlıyordu. Eğer gitmiş olsaydı hayatının kitabı bir daha açılmayasıya kapanacak sanmıştı. O zaman aşk ve hayat meselelerini ne kadar kolay çözmüş, her şey ona ne kadar açık görünmüştü. Şimdi ise her şey bir kördüğüm olmuştu. Zekasına pek fazla güvenmiş, çevresine basit bir ruhla bakıp dosdoğru yürümekle hayatının bir halı gibi ayaklarının altına serileceğini sanmıştı. Kimseyi suçlamaya da hakkı yoktu. Bütün suç kendinde idi.