Umut Burak

Umut Burak
Psikolojik Danışman
Psikolojik Danışman
Üniversite
49 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Nasıl ki ziraat mühendisleri en iyi patates veya yonca türlerinin nasıl yetiştirilmesi gerektiğini çiftçilere anlatıyorsa, çocuk ruhunu en iyi bilen eğitmenler ve pedagoglar da şehirli ya da köylü, memur ya da esnaf mesleği ne olursa olsun ebeveynlere vatanına ve milletine faydalı olacak zeki insanlar yetiştirmenin yöntemlerini anlatıyorlardı. Bu çalışmalar sonrasında Fin aile yapısı değişmeye başlamış ve hem zeka hem de manevi açıdan atağa geçmiştir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Modern dünyada iyi eğitilmiş, yüksek becerilere sahip bir nüfus ülkenin başarısının anahtarıdır. 1900 lerin ikinci yarısında Fin toplumunun dünyanın en zengin ülkeleri arasına girmesi büyük ölçüde nüfusun kamu eğitimine yönelik talebinden ve ülkenin bu doğrultuda eğitime yaptığı yatırımdan kaynaklanmaktadır. Fin eğitim sisteminin halen devam eden başarısının temelleri 1800 lü yıllarda alınan kararlarla atılmıştı.

Umut Burak

, bir kitap okudu
10/10
·248 syf.·
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Grigory Petrov
8.4/10 · 124,9bin okunma
Gözlemleniyor olmak bir insanı diğerinin etki alanına sokar, çünkü her ikisinin de eylem alanları birbirine geçmiştir. Dolayısıyla gözlemlenenin de gözlemleyen üzerinde etki ve denetim gücü vardır. Bundan ötürü gözlemleniyor olmak kişinin kendisini önemli hissetmesine neden olur.
Terapist ilk görüşmeden başlayarak tedaviye gelen kişiyi onun kendini gördüğünden farklı bir biçimde algılar. Çünkü ortaya konulan, kişinin kendisi değil savunma sistemidir ve terapist kendisine sunulan bu persona ile ilişki kurmaktan kaçınır. Ancak bunu yumuşak bir tavırla gerçekleştirmesi gerekir. Çünkü özellikle psikoterapinin başlangıcında, kişinin gerçek kendisi olduğuna inanmış olduğu personasını tümden reddetmek, onu alışageldiği destek sisteminden yoksun bırakabileceğinden, kendisini anlaşılmamış ya da reddedilmiş hissetmesine, hatta tedaviyi terk etmesine neden olabilir.