Milena Hanım

Milena Hanım
Sen yoksan ben de olmam. Her aşk biterken önce aşkı inkâr eder. Ama ne yenilgi !
Sayfa 199 - Timaş
Reklam
Akif'in Paltosu
... Bu satırları 12 Mart’ta yani “İstiklâl Marşı”nın kabulünün yıldönümünde yazıyorum ve dönüp Akif ’e baktığımda onun hiçbir şeyi olmasa bile “İstiklâl Marşı”nın yazılış serüveni sırasında yaşadıklarının içime insanlara dair iyi ve güzel duygular doldurduğunu görüyorum. Akif 23 Nisan 1920’de açılan I. Meclis’te Burdur milletvekilidir. Benzeri görülmemiş derecede zor şartlar altında varlık yokluk savaşı, istiklâl mücadelesi verilen o günlere milletçe, birbirini takip eden savaşların, felaketli yılların içinden geçerek gelinmiştir. Mücadeleye katılmak için İstanbul’dan Anadolu’ya yanında oğlu Emin ve içinde bir kat çamaşır olan yüküyle geçen Akif, Ankara’da Tacettin Dergâhı’nda orta büyüklükte bir odada kalmaya başlamıştır. Eşyası bir kilim, köşede paslı bir semaver, bir sedir ve benzeri şeyler olarak hatırlanan bu oda “İstiklâl Marşı”nın da yazıldığı yerdir. Bir milli marşa duyulan ihtiyacın dile getirilmesi üzerine 1920 yılı sonlarına doğru Maarif Vekâleti, milli marş güftesi için yarışma açmıştı. Birinci gelecek şaire 500 lira ödül verilecekti. Akif bu yarışmaya para ödüllü olduğu için katılmadı. “Ödül için ‘İstiklâl Marşı’ yazılmaz” diyordu. Fakat yarışmaya 724 şiir gelmesine rağmen hiçbiri birinciliğe değer gibi görünmüyordu. Dahası herkes bu şiiri yazabilecek tek kişinin Burdur mebusu Mehmet Akif olduğunu biliyordu. Bunun üzerine o sırada Maarif Vekili olan Hamdullah Suphi, Akif ’e kısa bir mektup yazarak para ödülü meselesinin bir biçimde halledilebileceğini bildirdi ve ondan yarışmaya katılmasını rica etti. Bunun üzerine Akif yarışmaya katılmayı kabul etti. Arkadan gelen günlerde Akif, yoğun bir heyecan, taşkın bir ilham ve cezbeli bir ruhla şiirini yazdı. Meclisteki masasında, bazen bir mısraın ateşiyle uykudan uyanıp kâğıt bulamayınca
Sayfa 182 - Timaş
Bölükpörçük Yaşamlar ve Kelimeler
Şiir diline dökülen acı ; estetize edilmiş, fıtrata uygun hale çekilmiş , öyleyse katlanılır kılınmış demektir. Bir acıdan kurtulmanın en kestirme yolu onu şiirlestirmek, hiç olmazsa benzer bir şiiri okumaktan geçmez mi? Kelimelere sığınarak sen öznesine sığınmaktan daha kurtarıcı ne olabilir? Aynanın içinde acı yok olur o zaman, görüntüsü baki kalsa da kokusu yoktur orada kanın ve etin. Mektup yazmayı bilemeyenlerin acıları ebedidir bu yüzden.
Sayfa 153 - Timaş
Reklam