Maalesef kitabı yazarın kendi hayatındaki bağlamından ayrı düşünmek gerçekten zor. Hayli buhran dolu döneminden bir çıkış yolu aramış Hermann Hesse. Kısa sürede yazılmasından dolayı olduğunu düşündüğüm, romanda altı boş kalan rastlantı ögeleri çokça. Yine yer yer bazı sorgulamaların içi boş. Bazı karakterler olgunlaşmadan kalmış. Babası, annesi, meyhanede rastladığı adam. Bunları çok tanıyamadık. Ana karakterimizin Demian'ın annesiyle olan ilişkisi olgunlaşmadı. Olgunlaşmasından bahsedilmişti ama o olgunlaşma hissedilmedi. Romanın son sahnesi de çok kristalize, fazla dramatik bir andı. Romandaki eksikleri bildiği için mi acaba böyle dramatik son yazdı onu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Her şeye rağmen yazıldığı dönem ve yazarın kendi şartları bakımından böyle kısa sürede yazılmış olması ve yine alıştığımız Hermann Hesse'ten esintiler görüp romanın sonunu görmeyi arzulamış olmamız da yazarın başarısı bakımından düşünüldüğünde azımsanacak iş değil. Keyifle vakit geçirdim. Bitsin diye okumadım. Kitapta yine öğrendiğim şeyler, durup düşündüğüm fikirler, değişim hissettiren anlar oldu. İnsanın kendine olan inancından şüpheye düşmeyip bunun getireceği sonuçlara hazır olmayı yani insana kendi yazgısının efendisi olmayı buyur etmesi, bilsek bile bunu hatırlamaya duyduğumuz ihtiyaç ve Nietzsche'nin üslubunun zaman zaman hissettirdiği ağırlığından dolayı katlanamadığımız ama bize ilham veren düşüncelerinin işte böyle yetenekli bir yazarın eliyle hafifletilip sunulması Hermann Hesse'i ve eserini kıymetli hâle getiriyor.